“Allah yeniden başlayanların yardımcısıdır.”

untitled

Dün sabah kapı çaldı. Hiç tanımadığım bir insandan bir kitap hediyesi ve içerisinde dört sayfalık bir mektup getirdi kargocu. Dört sayfa dile kolay. İnsan hiç tanımadığı birine 4 sayfalık bir mektubu nasıl yazar… Derken okumaya başladım, okudukça ağlamaya da…

Ben mütevekkil bir insanım. “Ne ki mütecellidir, iyidir.” derim. Canım çok yansa da, Allah’tan gelmişse vardır bir hayrı diye düşünürüm. Yunus Suresi 44. ayetine sımsıkı  sarılırım. (إِنَّ اللّهَ لاَ يَظْلِمُ النَّاسَ شَيْئًا وَلَكِنَّ النَّاسَ أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ) Manası şöyledir; “Şüphesiz Allah, insanlara hiçbir şekilde zulmetmez; fakat insanlar kendilerine zulmederler.” Öyledir. Biz neye çok üzülüyorsak, vardır bir hatamız. Nefsimize söz geçiremeyişimiz… Tam da böyle bir sabaha uyanmıştım. Üzüntülüydüm, ama biliyordum ki sebep yine kendi nefsimdi.

Mektubu okudum. İçerisinde öyle cümleler vardı ki, benden başka kimsenin bilemeyeceği üzüntüme teselli olmak için yazılmıştı sanki. Ya da yazdırılmıştı demek daha doğru. “Allah yeniden başlayanların yardımcısıdır.” cümlesine vurgulu bir mektup.

Allah beni çok sever. Öyle çok sever ki, bin defa da hata yapsam yine yüzümü güldürür. Ben öyle inanırım. Şefkat elini hep üzerimde hissederim. Bana öyle muamele edeceğine inanırım, O da hep öyle muamele eder. “Ben kulumun zannı üzereyim. Beni nasıl tanırsa öyle muamele ederim.” dememiş midir bir hadis-i kudsîsinde. Affıyla da muamele etsin inşaallah…

Bu güzel mektup dışında bir de özenle kesilmiş rengarenk kağıtlara yazılmış notlar. Yıldız Atlası’ndan alıntılı. El emeği ile yaptığı bir iğnelik. Ve hiç okumadığım bir yazardan bir kitap. İnsan hiç tanımadığı bir başka insana böyle özenli bir paketi nasıl hazırlar? Bir bağ mevcut elbet. Öteki Dergi bağı. Oradan bir yazar Hüdanur Ulutürk. Ortak noktamız Öteki Dergi yani. Böyle naif insanların kalbime tam da ihtiyacım olan bir anda dokunmalarına vesile olan Öteki Dergi’ye şükranla… Ama en çok da Hüdanur’a şükranla…

Hüdanur ismi gibi güzel insan, mektuptan önce  bir de benim Öteki’de yayınlanan öykülerimi analiz edip yollamıştı sağ olsun. Onu da buraya bırakıyorum. Unutmamak, unutulmamak dileğimle… Analizini bile okurken gözlerim dolmuştu ayrıca… Hisseder gibi yine. Ya Vedûd ile bitirmişti çünkü sözlerini.

****
“SÖZE DÖKÜLEN KARELER

“Yazmak:uzun yürüyüşe başlamaktır.
İnsan, gece yorulmadan yürüse, yürüse, yürüse, yürüse Tanrı’yı bulur. Bir yürümemiz kalıyor O’nu bulmak için.”
diyor Nuri Pakdil.
Dergimizin sevilen öykü yazarı Fatma Zehra Sunay. Yürüyor. Yazmak sizin için nedir diye sorduğumuz zaman, yolda olmanın sevinci ile “kanatlanmaktır” diyor. Yazarken hissettiği neşeyi başka hiçbir şeyde hissetmediğini söylüyor. Yazarımızın bu işi zevkle yaptığını samimi öykülerini okudukça daha iyi anlıyoruz.
Yazıya başlamadan önce, bir süre fotoğrafla birlikte yaşıyor yazarımız. Fotoğrafı seyrediyor, yazamayacağına dair bir küçük umutsuzluğa kapılıyor. Ve fakat, fotoğraf görüldüğü andan itibaren kendi öyküsünü yazmaya başlıyor ve kudretlendiğinde tüm umutsuzlukları yıkıp ‘burdayım’ diyor. Öyle ki yazarımızın, fotoğrafı rüyasında gördüğü zamanları bile oluyor. Ve sonunda kısa film tadında öyküler ortaya çıkıyor.
*
Yazarımızın öykülerinin yönü hep insana dönük. Bizi, bizim cümlelerimizle anlatıyor. Öykülerin tümünde doğal ve samimi bir anlatımın hakim olduğunu görüyoruz. Bu sebeple yabancılık çekmiyor, kendi hayatımızdan bir kesit mutlaka buluyoruz. Öyküler, fikir ekseninden çok akıcı bir olay ekseni etrafında kurgulanıyor ve olayların arasına, öyküyü dik tutacak ve bizi kalbimizden vuracak güçlü anlamlar en uygun şekilde yerleştiriliyor. Güçlü anlamın izini sürüp yazarımıza, hayatındaki hangi damarın öykülerinin anlamını beslediğini soruyoruz. Yazarımızın cevabı Pakdil Usta’nın gösterdiği yolun hakkını verecek türden bir cevap oluyor:
“Allah’ın beni çok sevdiğine dair inancım kuvvetlidir.”
*
Sordular:
-Önce kul mu sever, Allah mı?
-Allah. Allah sever ve sevgisinin bir damlasını kulun gönlüne düşürür. O bir damla ile kul sarhoş olur.
***
Yazarımızın dergideki ilk yazısı “Ölü Evi”. Sevinciyle, hüznüyle, heyecanıyla, umuduyla, pişmanlığıyla çocukluğu; kahramanımız olan çocuğun gözüyle görüyor, tadında mizahla gülümseyip kendi çocukluğumuzu izliyoruz. Kahramanımız Mustafa, küçük bir abi. Abi olması sebebiyle bir büyük insan gibi düşünüyor ve davranıyor olması sağlam işlenmiş öykü boyunca. Mesela, kardeşinin yanında ağlamıyor Mustafa ve ağlarken küçük bir çocuğa benzetiyor kendisini.
Öyküde geçen bir olay Fethi Gemuhluoğlu’nun bir sözünü hatırlatıyor bana:
Kahramanımız Mustafa’nın arkadaşı Serkan, cenaze namazında alınlar secdeye gitmediği için abdest şart değil der ve çocuklarımız abdest almadan kılar namazlarını. Öykünün ilerleyen kısımlarında çocuklarımızın başlarına bazı aksilikler gelir, kahramanımız bildiği tüm duaları okur ve abdestsiz namaz kıldıkları için bunların başlarına geldiğini düşünür.
Sözü hatırlayalım:
“Beyefendiler, günahlarınız bile şevk içinde olsun, eğer günah işleyecekseniz! Şevk’i seçiniz. Aşk’ı seçiniz. Ben aşksız insanlar görüyorum. Huzur içinde uyuyorlar, gidiyorlar, gülüyorlar, vitrinlere bakıyorlar, hâlâ büyük büyük pazarlıklar peşindeler.”
Çocuklar, dupduru aşkın sahipleri.
*
Öykünün sonunda yazılabilecek her şeyin yazıldığını düşünürken, son cümle vuruyor bizi. Mustafa’nın dünyasına ve öykünün tamamının havasına hakim olacak türden bir bitiş takdire şayan.
**
Leyli Meccani. Âh’lar öyküsü. Kahramanımız gariban bir kız çocuğu. Öyküsü gönül telimizi sızlatıyor. “İnsanın hayallerini tüketecek kadar vakti olmamalı” diyordu ya Gökhan Özcan; kızımız çocukluk heyecanları ile tükenmeyecek rengarenk hayallere sahip.
*
Dücane Cündioğlu hurafelerin, inanmanın küçük adımları olduğunu söyler. Hem “Ölü Evi”ndeki hem de “Leyli Meccani”deki çocuklar, bu küçük adımları atan kahramanlar olarak karşımıza çıkıyor. Bu görüşümüze şu cümlelerde destek buluyoruz:
“Annem kızsa da Allah sevecekti. Allah seni sevsin yeter Mustafa’m, gayrısı sevmese de olur demez miydi babaannem.”
“Allah anamı da alsa, analığı da başıma sarsa ben Allah’ı severim.”
Güpgüzel ve tertemiz çocukların Allah’a olan minneti böyle güzel.
***
“Yaşamak o kadar garip ki, içindeyken acıları nedeniyle bütünü gözden kaçırıyor insan. Bütünü görsek acılarımıza bile hayran oluruz.” diyor Güray Süngü.
22. Karamsar bir kahramanın ruh hâlini anlatan bir öykü. Bize bütünü gösteriyor ve neredeyse kusursuz bir acı resmediyor. Güray Süngü’nün sözü doğrultusunda düşünürsek, hayran olunacak bir yaşamın varlığını gösteriyor, talep edene. Merak uyandıran bir belirsizlik hâli ile başlıyor öykü ve belirsizlikler birer birer, ustaca ortadan kaldırılıyor. 22 özellikle, uzun cümlelere hakimiyet ve yerinde kullanılan kısa cümleler ile dikkat çekiyor. Tıpkı diğer öyküler gibi vurucu bir son bu öyküde de bizi bekliyor.
***
Yazarımızın son öyküsü: Gümüş Yonca. Bir yalnızlık ve sadakat hikayesi. Beklentileri karşılanmış bir hayata sahip olurken eksilen ve yalnızlaşan bir adamın hikayesi. Dupduru bir çocukluk, öykünün bir köşesinden bize yine göz kırpıyor.

**
Fatma Zehra Sunay’ın yeni yazılarını merakla bekliyor olacağız.
Biliyoruz ki, fotoğraf kendi öyküsünü yazacak ve yazarımızın gönül süzgecine dayanacak. Ruhunu yerden alıp bulutların üzerine çıkaracak, rahmeti yanına katıp da uzun yürüyüşüne çıkacak.
*
Ya Vedûd, gönlümüze düşürdüğün sevgini bereketlendir.”

About zehrasunay

1979 doğumlu, evli ve iki kız çocuğu annesi, Niğde-Bor'da yaşayan bir bilgisayar öğretmeni. https://zehrasunay.wordpress.com
Bu yazı İzdüşüm içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

“Allah yeniden başlayanların yardımcısıdır.” için 1 cevap

  1. muji dedi ki:

    Aminn.. ne güzel bir yazı olmuş yureginize sağlık

Siz de bir şeyler yazmaz mısınız?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s