Bi Rüya

Hayatta yapmadığım iş gördüğüm bir rüyayı bir yerlere yazmak. Ama dün gece gördüğüm acayip rüyaları yazasım geldi. Sırf rüya da değil hani. Malum Ramazan ayındayız uykular bölük pörçük. Bir de Pazar günü gündüz uyuklamaları neticesinde ilk etaba dalış bir hayli gecikir. Elimde de Tutunamayanlar; Turgut’un Selim’i ruyasında gördüğü bölümü yeni okumuşumdur. Saat 01:00’e doğru uyuyabildim sanırım, ki bir saat sonra yeniden uyanıp çay falan demlemek üzere. Bu diyanet takvimi de bi garip gecenin köründe imsak yapıyoruz cümleten. Neyse rüya bu ya ben evdeyim ve  bi şekilde bayılıyorum ama bu bayılma olayı huymuş bende, kimseyi inandıramıyorum, hep numaradan bayıldığım için. Saat de gece yarısına yakın. Koca kişisi “he he tabi tabi bayıldın prrrttt” kabilinden cümleler kurup sesler çıkararak resmen dalga geçiyor. Ama üzerimde karabasan nevinden bi şeyler bir türlü adama cevap veremiyorum. Versem kafa göz dalacak kadar sinir oluyorum o ayrı mevzu. Ben tam baygınlık halinden ayılmak üzereyim ki birden kapı çalıyor. Bir panik halinde göz göze geliyoruz. Zira evi pislik götürüyor, sadece pis de değil her taraf her tarafta. Oyuncaklar mı dersiniz, tabak çanak mı dersiniz, zaten erkek kişisinin çoraplarının evin farklı köşelerini istila etmesi Allah’ın emri. Kapının deliğinden (buraya dürbün de diyenler var ama bence saçma ve komik, delik işte) bi bakıyorum, dayımlar ellerinde kocaman bir buket çiçek ile dikiliyorlar. Sanki kız istemeye gelinmiş kadar abartılı bir buket ile. Bu sırada erkek kişi üstüne başına bir şeyler giyip ortalıktaki dağınıklığı içerideki bir odaya tekmelemek suretiyle toparlama gayretinde. El mecbur açıyoruz kapıyı. Meğer bize yatıya gelmişler. Ben hemen az evvel bayıldığımı falan söyleyip dağınıklığa kılıf uydurmaya çalışıyorum ama nedense onlar da yemiyorlar. Dayım daha içeri geçmeden çok terlediğini ve bi atlet verip veremeyeceğimi soruyor. Suratımda yalandan bir misafire memnuniyet ifsdesi gülümsemesi ile yatak odasına doğru ilerliyorum. Ev sanki yeni taşınmışız gibi dağınık öyle böyle değil. Erkek kişisinin  çekmecesini açıp atlet aramaya girişiyorum. Bulamıyorum Allah bulamıyorum. Elimi neye atsam benim çamaşırlar çıkıyor kan ter içinde kalıyorum çekmecelere saldırmaktan. Sanki çizgi film sahnesindeymişim gibi elime ne gelirse oraya buraya savurup arıyorum, her yeri deşeliyorum. Derken tam o esnada acı acı bir zil daha çalıyor ama durmaksızın. Ağlayacağım nerdeyse, yine bir misafir daha geldiğini sanıyorum ama bir taraftan da dürtükleniyorum. Birden gözümü açıyorum şükür çay koyma saati gelmiş. Çalan zil de telefon alarmı. Elinde koca buket çiçekle kapı eşiğinde temiz çamaşır bekleyen dayı falan yok. Telefon alarmını kapatmak için elime alıyorum, gayr-ı ihtiyari Instagram’a giriyorum bak bak ihtiyari falan değil yani. Biri bir duvar yazısı paylaşmış. “Hisset, hisset!” ile biten. Çağrışımlar çağrışımlar… Bir demet yasemen hatta ruhumu sarıp karartan. Derken telefonu bırakıp gece vakti kahvaltı hazırlıyorum. Her gece olduğu gibi su içme işini abartıp sonraki evrede de uyuyamıyorum. Tekrar elim telefonda. O duvar yazısı resmi silmiş. Deli gibi başka hayatlar üzerine senaryolar oturtuyorum. Kendimden utanıyorum. Hucurat 12’yi açıyorum. “Tecessüs” kelimesine kafa yoruyorum. Pişman oluyorum düşüncelerimden. Yeniden uyuyorum. Bu kez çok afilli bir motosiklet üzerindeyim. Sağa donmek üzere ışıklarda duruyorum. Karşımdan bir polis yaklaşıyor bana doğru. “Sinyal verdim” diyorum; “bak yanıyor”. “E kask hani” diyor. “Yapma allasen başörtü üzerine kask iyi durmaz” diyorum sırıta sırıta kendime şaşarak. “Başörtü altına tak” diyor. İçimden içimden lahavle çekiyorum. “Hadi seni affederim ama bu bindiğin motorun kaç egzosu olduğunu bilirsen” diyor. Düşünüp uzun uzun 2 cevabını veriyorum, pis polis sapsarı dişlerini göstere göstere kahkaha atıyor. Hem çarpık hem sarı dişler. Dişleri olmasa yakışıklı sayılır ama iğrenç ağızlı diye içimden geçirirken telefonun alarmı bir kez daha çalıyor. Doğru cevabı verip vermediğimi öğrenemeden uyanıyorum.

About zehrasunay

1979 doğumlu, evli ve iki kız çocuğu annesi, Niğde-Bor'da yaşayan bir bilgisayar öğretmeni. https://zehrasunay.wordpress.com
Bu yazı İzdüşüm içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Siz de bir şeyler yazmaz mısınız?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s