Kitap Tanıtımı #104 Evlilikler Yalnızlıklar Umutlar

Mustafa UlusoyEvlilikler Yalnızlıklar Umutlar

Yazar: Mustafa Ulusoy

İlk baskısını Ekim 2014’te, Kapı Yayınları’ndan yapan, toplam 231 sayfadan oluşan Mustafa Ulusoy’un son kitabı Evlilikler Yalnızlıklar Umutlar’ı okumam 2015 yılının Şubat ayına kısmet oldu. Canım adaşım, ahretliğim Arzu Fatma‘nın hediyesiydi kitap. İstanbul’dan gelen paket sadece benim değil tüm ev ahalisinin yüzünde güller açmasına vesile olmuştu. Çikolatalı drajeler, kahveler, not defterleri, sulu boyalar…🙂 Buradan tekraren teşekkür edip, yeni hayatında😉 onun da yüzünde hep gülücükler açmasını temenni ediyorum.

Kitaba dönecek olursak; “Aşk Hali”, “Bekarlık Hali”, “Evlilik Hali” ve “Kendilik Hali” isimli dört bölümden oluşuyor. Her bölümde daha önceden kendi gazete köşesinde de yayınlanmış olan denemeler mevcut. Bir psikologun  yazmış olduğu kitabı okumak çok güzel. Bir çok örnek olayda kendiniz ya da çevrenizden yaşanmışlıkları hatırlamanız mümkün oluyor. En içinden çıkılmaz durumlarda, en karanlık olaylarda bile nasıl davranmamız ya da bakış açımızı ne şekilde konumlandırmamız konusunda bize rehberlik ediyor.

Bakış açısı demişken, hayatta hemen her durumda algılarımız ve olaylara bakış açımızın çok önemli olduğunu düşünürüm hep. Belki de başımıza gelen her olumsuz duruma birazcık yüksekten/uzaktan ya da gelecekten bakar gibi düşünmeliyiz. Olaylar o an içindeyken çok olumsuz gibi görünse de, belki bir hafta, belki bir kaç ay ya da bir kaç yıl sonra tamamen tersi şekilde düşünmemize yol açacak neticeler doğurabilir.

Kitabın ilk bölümünün ilk denemesi oldukça vurucu ve hatta bir hayli de düşündürücü. Başlığı “Onu nasıl unutabilirim?” Yazar devamında “Şimdi olmadı işte.” diyerek, “Aşkın sadece kaymapına talip olmayacaksın. Aşkın sonuçlarına da razı olacaksın.” demiş ve Sezai Karakoç’un mısralarıyla devam etmiş;

“Ben çiçek gibi taşımıyorum göğsümde aşkı,

Ben aşkı göğsümde kurşun gibi taşıyorum.

Gelmiş dayanmışım demir kapısına sevdanın,

Ben yaşamıyor gibi, yaşamıyor gibi yaşıyorum.

Ben aşkı göğsümde kurşun gibi taşıyorum.”

Ve bu bölümü “Kalbini rahat bırak” cümlesi ile tamamlamış. Link vermeyeceğim ama bu bölümü webden aratıp tamamını okumanızı öneririm.

Aşk hali kısmında, aşklarda ya da evlilik öncesi  dönemlerde, insanın aslında kendisine gösterilen ilgiyi severken, sevgiliyi sevdiğini zannetmesi işleniyor. Terapi hikayelerinde, ‘onu çok sevmiştim’ diyerek karşısında oturan hayata küsmüş hastaya, içinden ‘aslında kendini sevmiştin, kendine gösterilen ilgiyi sevmiştin’ diyor yazar, ve bir şekilde bunu hastasına anlatmaya çalışıyor. Çok büyük aşkların kısa sürede kavgaya dönüşmesine hiç şaşırmıyor, bu pencereden bakınca yazarla beraber siz de hiç şaşırmıyorsunuz.

Bu bölüm bir uyanıklığa vesile oluyor, ya da unutulmuşları yeniden hatırlatıyor. İnsanın aslında lütuf ve ihsanı, güzelliği sevdiğini, bunları gerçekten insana bağışlayanın da O olduğunu, ve eşini de insana O’nun gönderdiğini hatırlatıyor.

Şimdi kitap elimde sayfalarını yeniden karıştırıyorum, buraya neleri alıntılayabilirim diye… Ama bütün olarak öyle güzel ki. Alıntılamak istediklerimin tamamını buraya sığdırabilmem mümkün görünmüyor. Tam anlamıyla bir başucu kitabı sayılabilir. Mesela “Evde Oturamamak” isimli bir bölüm var harika onu da bütün olarak aratıp okuyun derim. Bi,r başka etkilendiğim kısım ise “Bunu nasıl oldu da düşünemedim?” isimli bölüm. Bu bölümden;

“Geleceği net bir şekilde öngörüp her işimizde dünyevi olarak tam tamına doğru kararlar alsaydık hep, kendimizi aciz hissedip Allah’a tevekkül etme halini nasıl yaşayabilecektik ki? Geleceğimizin ve aldığımız kararların bizi nereye götüreceğinin belirsiz bırakılmış olmasının sebebi işte bu sorunun cevabıdır. Allah’la en güçlü bağ, seçtiğimiz yola girip de “Köprüden önce son çıkış” tabelasını geçtikten sonra kurulmaya başlar. O’na sığınırız, O’na sığınarak da O’nunla bağ kurarız.

Bir kere aldığımız her karar hayatta bize dünyevi anlamda kazanç sağlasaydı, başka bir tabirle hep tam on ikiden vursaydık; inanın ki burnumuzdan kıl aldırmaz halde gelirdik de kimse bizi açıldıkça açıldığımız kibir denizinden çıkaramazdı. Geleceği, gelecekte yaşayacaklarımızı öngörememek, ticarette yanlış tercihler yapıp kaybetmek, bir arkadaşımızın vefasızlığını tahmin bile edememek, sınavda çıkacak soruları bilememek- bize mutlak acizliğimizi, çaresizliğimizi öğretir.”

Yine beni çok etkileyen bir bölüm “Yarım Kalan İşler Kolleksiyonu”; bu bölüm sayesinde bir takım yarım kalan işlerimi tamamladım.🙂 Yine “Seni kıskanıyorum çünkü seni seviyorum” bölümü… Aynı zamanda evlilik içerisinde birlikte yemek yemenin vurgulandığı bölümler… Ne kadar şükretsem az dediğim noktalar…

Kitabın arka kapağındaki yazıyı alıntılayım buraya;

“İnsan ruhu en çok bir başkasının ruhunda demlenmek ve olgunlaşmak ister. Bu yüzdendir ki hepimiz sevgi ve sadakati ararız bir ömür boyunca.Hayatın tozlu yolları önümüzde çatallanırken birçok şey gelir başımıza. Yollara bir başkası için, bir yoldaş için düşmüşüzdür. Bu yoldaki her adımımızda anılar bırakırız ardımız sıra. Derken, birisi çıkar karşınıza. Hoşlanırsınız. “Onu kendime nasıl bağlarım?” diye sorarsınız. Kimse kimsenin kalbine hükmedemez halbuki.

Karşılıksız bir aşka tutulduğunuzda, “Nasıl unutabilirim?” diye sorarsınız.

Bekârsanız, “Beklediğim kişi ne zaman karşıma çıkacak?” diye sorarsınız.

Siz bu melankolik bekleyişteyken, “Hâlâ birini bulamadın mı?” diye soran kendini bilmezlerle karşılaşırsınız.

Binbir umutla evlenirsiniz. Tam mutluluğu yakaladım derken aslında her şeyin şimdi başladığını anlarsınız. “Evlilik bu muydu?” diye sorarsınız.

Artık biri cehenneme biri cennete çıkan iki yol vardır önünüzde.

Mustafa Ulusoy, Evlilikler Yalnızlıklar Umutlar’da çeyrek asırlık psikiyatristlik deneyimiyle evliliği bir cennete dönüştürmenin ipuçlarını sunuyor ve sorunların içindeki umudu gösteriyor.”

İyisi mi siz kitabı alın ve okuyun. Emin olun pişmanlık duymayacaksınız.😉

PS: Görseldeki alyanslar bizim 13 yıllık evliliğimizin alyansları, güller ise 15 yıllık birlikteliğimizde sevgiyle bana armağan ettiği güllerden kuruttuğum bir kısmı… Çok şükür, bin şükür…

About zehrasunay

1979 doğumlu, evli ve iki kız çocuğu annesi, Niğde-Bor'da yaşayan bir bilgisayar öğretmeni. https://zehrasunay.wordpress.com
Bu yazı Okudukça içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Kitap Tanıtımı #104 Evlilikler Yalnızlıklar Umutlar için 2 cevap

  1. Arzu Fatma DOGAN dedi ki:

    Ne de güzel anlatmışsın öyle🙂 Ben de tekrar rica ederim. Asıl benim için büyük zevkti, kitabı beraber okumak ve uzaktan da olsa yorumlamak. Fotoğrafı da ayrıca beğendim. Kitabın sendeki yansıması gibi olmuş🙂 Allah huzurunuzu daim etsin, güçlendirsin…

Siz de bir şeyler yazmaz mısınız?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s