Kitap Tanıtımı #89 Acı Ceviz

acicevizAcı Ceviz

Yazar: Murat Soyak

Romantik Kitap Yayınları’ndan Ağustos 2011 yılında yayınlanan öykü kitabı toplam 118 sayfa ve 17 öyküden oluşuyor. Kitabın benim için anlamı şimdiye kadar okuduklarımdan biraz farklı. Zira ilk kez tanıdığım bir yazarın kitabını okudum. Farklı ve hoş bir deneyimdi benim için. Bugüne kadar kitap cümleleri zihnimde kendi sesimle yankılanırken; Acı Ceviz’deki tüm cümleler Murat Soyak’ın sesi ile yankılandı zihnimde.

Murat Soyak; çalıştığım kurumda müdür yardımcılığı görevinde olan bir Edebiyat Öğretmeni. Kitabın girişinde kısaca özgeçmişi de yer alıyor. 1971 yılında Niğde’de doğmuş ve Marmara Üniversitesi’nden mezun olmuş. Çeşitli edebiyat dergileri ve gazetelerde kültür-sanat ve edebiyata dair yazıları yayınlanmış ve halen yayınlanmakta. Kendisi  aynı zamanda DefterK isimli edebiyat-kültür-sanat sitesinin de kurucuları arasında. Acı Ceviz dışında Irmaklarca, Bahar Sürgünü ve Direniş Taşı isimlerinde üç kitabı daha mevcut.

Kitap Romantik Kitap Yayınları’ndan çıkmış, 17 adet öyküden oluşmakta ve 118 sayfa. Kitaba ismini veren Acı Ceviz öyküsü gibi bir çoğu yazarın hatıralarından, yani gerçek hayattan alınan öyküler. Kitap okuma sürecimde bir kaç kez yazarın kendisiyle kitap hakkında sohbet ettik. (Bu da benim için farklı ve güzel bir durumdu.) Üç öykünün sonu ölümle bitiyor bunlardan bana en çok dokunanı Kuyu isimli öykü oldu. Ve maalesef Kuyu da yazarın yaşamış/ gözlemlemiş olduğu gerçek bir hikaye imiş.

Bunun yanı sıra, Şen Boyacılar isimli iki küçük ayakkabı boyacısı çocuğun bir gününü anlatan hikaye, Okul Yolu, Bağ Bozgunu ve İstanbul İstanbul gibi hikayeler de yazarın otobiyografik olarak da nitelendirebileceğimiz kendi hayatından kesitler anlatmasından oluşuyor.

Hikayelerdeki mekan genellikle taşra. Anlatılan mahalle isimleri bana tanıdık. Niğde’deki Kır Bağları mesela… Ya da köy garajı mevkii gibi. Ama bunun yanında İstanbul’da geçen hikayeler de mevcut ve Çanakkale’de şehit düşen bir askerin ailesiyle mektuplarını içeren bir başka hikaye de…

Diriliş Aydınlığında isimli hikaye ise tahmin ettiğim üzere Sezai Karakoç’tan bahsediliyormuş. Bizzat yazara teyit ettirdim. Hikayelerdeki üslup son derece akıcı. Beni biraz şaşırtan nokta ise aynı paragraf içerisinde hem geniş zaman kipinde hem de geçmiş zaman kipinde cümlelerin peş peşe yazılmış olması. Fakat bu durum bile okuyucuyu rahatsız etmiyor.

Hikayelerin son paragrafları ayrı bir güzel, giriş kısmında zamana vurgu yapılan hikayelerde sonda da zamana ve mekana vurgu  yapılarak bitiriliyor çoğunlukla. Hikayeler arasında Kimsesiz isimli bir hikaye ise benim en çok hoşuma giden diyebilirim. Gerçi bu hikayecik zannediyorum tür olarak deneme türüne biraz daha yakın…

Kitaptan hoşuma giden bir kaç bölüm ise şöyle;

“İçi içine sığmıyor.  Yüzünde inceden bir tebessüm. Eve doğru yürüyor. Bir eli cebindeki tespihte… Yürüdükçe içini açan serinlik, ay ışığı, sessizlik… Yeniden doğmuş gibi.” Sf.28

“Gökyüzüne dahi bakamaz olduk. Sabahtan akşama kadar bir telaş, bir koşturmaca… Dünya hali dedikleri bu olsa gerek. Nerede o alıç ağacı, mor sümbüller, papatyalar, toprak kokusu!” Sf.32

“Gün gelir de toprak için için kaynar. Kayalar taşlar yol verir. Şırıl şırıl bir akış… Suda ay ışığı şavkır. Şehirde kurumuş çeşmeler şenlenir. Bahçede ağaçlar yeniden dala, yaprağa durur. Umut çiçeklenir.”Sf.34

“Adam masasına baktı. Bardak, anahtarlar, tükenmez kalem, kurşun kalem, ‘Han Duvarları’, kül tablası, sevdiği eylül, sevmediği not defteri, sevgi gözlü canan, radyoda yurttan sesler, silgi, bir esmer yalnızlık ve kendisi. ‘Günlerden yine kimsesizlik’ dedi. Yazdıkça rahatlıyordu. ‘Kimse kimseyi duymuyor. Kimse kimseyi anlamıyor. Ne çok kimse ne çok dert…Yüreğim ateş içinde.’ ” Sf.53

“Apartmanları geçelim. Yalancı vitrinler. Yırtmaçlı bir hayat… ‘Sizi sevenlerden değilim. Sizinle iyi geçinmek zorunda da değilim. Uzak durun hele…Başımı ağrıtmayın.” Sf. 55

“Lunapark neşeli hayatın tam da ortasında durur. Kötümserliğe, karamsarlığa,  hüzne yer yoktur burada. ” Sf. 104 

Bu arada belirtmeden geçmek istemedim. Mustafa Kutlu ve Sait Faik hikayelerini çok severim. Murat Soyak hikayelerinde de benzer tatlar aldım. Kitaba ismini veren Acı Ceviz isimli hikayesi de bana Kutlu’nun en sevdiğim hikayesi olan Beyhude Ömrüm’ü hatırlattı. Yazara/Murat Hoca’ya edebiyat hayatında başarılar dilerim. Nice güzel kitaplara…

 

 

 

About zehrasunay

1979 doğumlu, evli ve iki kız çocuğu annesi, Niğde-Bor'da yaşayan bir bilgisayar öğretmeni. https://zehrasunay.wordpress.com
Bu yazı Okudukça içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Kitap Tanıtımı #89 Acı Ceviz için 2 cevap

  1. zeydef dedi ki:

    wordpress okuyacak birilerini bulmak güzel🙂

  2. nur dedi ki:

    NE GÜZEL GEÇERDİ MURAT HOCAMLA EDEBİYAT DERSLERİ ÇOK ÖZLÜYORUM ÇOK KIZ MESLEK SİSESİNDEKİ O GÜNLERİ

Siz de bir şeyler yazmaz mısınız?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s