Kitap Tanıtımı #87 Galîz Kahraman

galizkahraman“Bütün zamanların kahramanı olan bir insanın hikayesidir bu. O hem herkes hem de hiç kimsedir. Dünyadan alacağını tahsil etmeye gelmiştir. Çünkü Tanrı dahil herkesin ona borcu vardır.”

Galiz Kahraman diğer İhsan Oktay Anar kitapları gibi İletişim Yayınları’ndan çıkmış ve toplam 181 sayfa. 10 Aralık 2013/Karşıyaka imzası ile bitirmiş yazar kitabı ve  ilk baskı Ocak 2014’te çıkmış.

Kitaptan bahsetmeden önce diğer İhsan Oktay Anar kitaplarından farklarına değinmek istiyorum. Öncelikle diğer kitaplardan farklı olarak hikaye Cumhuriyet dönemi sonrasında geçiyor. Bu kitapta Uzun İhsan Efendi karakteri yok. (Ben sonuna kadar bir şekilde çıkmasını beklemiştim.) Diğer kitaplar gibi bir konuda (Denizcilik, musiki, astronomi, mekanik vb.) ayrıntılı bilgiler içermiyor, konu gayet sıradan ve hatta gündelik olaylardan oluşuyor.

Kitap bölümlerden oluşmuyor düz bir metin olarak aralık verilmeksizin başlıyor ve sonlanıyor. Bu durum yazarın üslubuna alışık olmayan insanları sıkabilir gibi geldi bana; ben sıkılmadım.  Hikaye Cumhuriyet döneminden hemen sonra geçse de günümüz edebiyat/aydın ve hatta siyaset çevrelerine dokundurmalar, göndermeler, eleştiriler ve alaylar fazlaca var.

Yazarın bundan bir önceki kitabı olan Yedinci Gün’de son bölümlerde insan-ı kâmil olarak bahsedilen bir karakter vardı; İdris Amil Zula. İşte Gâliz Kahraman o kitaptaki karakter olan ve İdris Amil Hazretleri olarak bu kitapta yer alan karakter ile aynı. Kitapta İdris Amil’den “efendimiz” veya “hazretleri” olarak bahsedilmesi, Kasımpaşalı olması, hırsızlık ilmine(!) merak sarması, hırsız kesiminin aynı zamanda dini bütün insanlardan oluşması(!), İdris Amil’in kendisine aşık olması, ve hatta kendisini bütün insanlardan üstün görmesi gibi karakteristik özellikleri ile tanıtılması yazarın belli bir kişiyi ima ediyor olabileceğini düşündürmüyor değil. Daha önceki kitaplarında bu tarz bir imaya rastlamamış olduğum için bu duruş beni biraz şaşırttı.

Ayrıca sadece siyasi eleştiri değil edebiyat çevrelerine yönelik eleştiriler de bolca mevcut. Okurken bol bol kahkaha atsam da zaman zaman derin düşüncelere de daldım. Benim en sevdiğim karakter ise Efgan Bakara karakteri. Son derece bahtsız ve insanların alay ettiği bir karakter olarak nitelenmiş, okuyucuyu güldüren bir karakter. Fakat yağmurlu bir gecede ayakkabılarının altındaki  gazete kağıdı tıkıştırılmış deliklere sular dolmuş bir vaziyette eve döndüğünde annesini vefat etmiş bulması birden bire öyle bir hüzün hissettiriyor ki; Sait Faik’in Semaver’ini hatırlamamak mümkün değil…

Bu arada İdris Âmil karakterinin kitap iiçnde bol bol nara attığını okuyoruz. “Hüüüüüüüüüüüüüüüp! Jjjjjjjjjjjjjjjjt! Nah-ha!” şeklinde😀 Kitabın ilk sayfasındaki “robOt oLmadiğnı KanıdLA. N.V. Google” cümlesi de ilginç! Fakirlik sınırındaki kapitalistler ve fakirlik sınırlarındaki itler için hazırlanan yemek menüleri ise görülmeye değer!😀

Kitap içinde hoşuma giden bolca güldüğüm biraz da düşündüğüm bölümler şöyle;

“Galiba o devirde Kasımpaşa, kurtuluşa ermek için fazla uygun bir mıntıka değildi. Ama yine de halâs bulmak için yakınlarda bir Kur’ân kursu vardı. İşte İdris Âmil Hazretleri’ni, erenlerden olsun diye bu kursa yazdırdılar. Ama kaçıp bu kez kırklara karışmasın diye onu pederi getirip götürüyordu. Çünkü Kur’ân kursunun hocası da doğma büyüme Kasımpaşalı’ydı. Böylece Efendimiz, ayınları çatlatıp gayınları patlatamadığı için suratında şamarlar çatlayıp, tokatlar patladı. ” Sf. 12

“Esasında, ekstremiteleri güdük kalmış tıknaz romanlardan hoşlanan memleket okuyucusunun bütünlük saplantısı onda da olduğu için, tombul toparlak bir roman kaleme almış, imlâ hatası ve düşük cümlelere rastlanmayan do majör tonda ve arızasız, bekar ve hadım notalardan kurulu bir marşa adım uyduran askerin çaktığı selam kadar nizami eserini yayımlamaya da muvaffak olmuştu.” Sf. 49

“Annesi yatağında yatıyordu. Kadıncağız Efgan Bakara’nın hayattaki yegâne varlığıydı. Bu yüzden yanına gidip annesini yanağından öpmek istedi.  Ama kadıncağızın yanağı buz gibi soğuktu. Ama o çoktan ölen kadını bir kez daha öptü. Çünkü annesiydi.” Sf. 73

Bir de İdris Âmil üçkağıtçısının kitap çıkarmaya olan meraki var ki okunmaya değer. Bu uğurda ünlü olan eserlerden çalıp çırparak kendi kitabını yazmaya karar veren İdris Âmil şu kaynaklardan yararlanır;

1-Mevcûde’nin Çekilmez Hoppalığı

Müellifi: İlhan Kundura

2- Pederler ve Mahdumlar

Müellifi: İrfan Turhangil

3- Cemazziyel Evveli Yoklarken

Müellifi: Persel Pürüz

4- Ssanatkarın Terbıyık Olarak Sureti

Müellifi: Cezmi Cöz

5- İstifrağ

Müellifi: Cankul Serter

6- Nurdan Camii Kamburu

Müellifi: Fikret Fügo

Size de eser isimleri ve yazar isimleri tanıdık geldi mi?😀 Mesela Var Olmanın Dayanılmaz Hafifliği(Milan Kundera), Babalar ve Oğullar(İvan Turganyev), Notre Dame’ın Kamburu ( Victor Hugo)…🙂 Ayrıca İdris Âmil’in artist olmayı kafasına takması ve İris Amil’e dönüşmesi de oldukça komik!

Tuerkische Schriftsteller,Ihsan Oktay ANARTURKEY, IZMIR,

İhsan Oktay Anar’ı okumayı çok seviyorum ben. Kitabın bir bölümünde okuyucuyu iki sınıfa ayırıyor;  biri kitaptan zevk alan okuyucu diğeri ise yazarı ve eseri eleştirdikçe eleştiren, küçümseyen okuyucu. Ben hep ilk sınıfta yer alıyorum sanırım. Her kitaptan zevk alınabilecek illa ki bir şeyler bulan okuyucu sınıfına giriyorum. Zaten İhsan Oktay Anar kelimeleri kuyumcu gibi işliyor. Osmanlıca ve Türkçe’ye olan hakimiyeti insanı kendisine hayran bırakıyor. Benzersiz üslubu tek kelime ili özleniyor… Ya diğerleri gibi sıradan mı yazsaydı? Neüzübillah!😀😀😀

About zehrasunay

1979 doğumlu, evli ve iki kız çocuğu annesi, Niğde-Bor'da yaşayan bir bilgisayar öğretmeni. https://zehrasunay.wordpress.com
Bu yazı Okudukça içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Kitap Tanıtımı #87 Galîz Kahraman için 4 cevap

  1. Tayfun Sürücü dedi ki:

    okumanıza sağlık diyorum.
    yorumunuz gerçekten hiç dikkatimi çekmeyen noktalara tekrardan bakmamı sağladı . etkileyici bir yorum yaptığınız bariz bir şekilde görülmekte. aynı kitaplardan farklı tatlar alabilmek çok güzel bir duygu ve insanların dikkatlerini nelerin çektiğiyle benim dikkatimi nelerin çektiğinin karşılaştırılması tabiki güzel anlamlarda çok etkileyici. naçizane; benim kitapla ilgili yorumlarımda şu şekilde http://tayfunsurucu.wordpress.com/2014/02/11/huuuuuuuuuuuuuuup-jjjjjjjjjjjjjjjjt-nah-ha/
    iyi okumalar

  2. Alper çalışkan dedi ki:

    Bor’da işimiz oluştu, “nerede ne yenir” tavsiyeniz olabilir mi ?

    • zehrasunay dedi ki:

      Bor yerine Niğde’de yiyebilirsiniz… Çok yakin zira… 12km. mesafede biz de Niğde’de yeriz genellikle… Sofram diye bir yer var şiş, kebap vs güzel…:)

Siz de bir şeyler yazmaz mısınız?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s