Kitap Tanıtımı #83 Leylim Leylim

leylimleylimLeylim Leylim

Ahmed Arif’ten Leylâ Erbil’e Mektuplar

“Gitmek,

Gözlerinde gitmek sürgüne,

Yatmak,

Gözlerinde yatmak zindanı.

Gözlerin hani?” Ahmed Arif, Hasretinden Prangalar Eskittim

İlk baskısını Eylül 2013’te yapmış olan kitabı Aralık 2013’te 11. baskısından okumuş oldum. Toplam 208 sayfadan oluşan kitap Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’ndan çıkmış.

Bu kitabı merak etmeme neden olan alıntıyı bir arkadaşımın paylaşmasından sonra bir başka arkadaşımla paylaşarak “ne kadar güzel ifadeler alsak da okusak” dedikten kısa bir süre sonra o arkadaşımın bana hediye etmesi ayrıca değerli kılıyor bu kitabı benim için. Keşke hayatta “bizim olsa” dediğimiz her “nen varsa”(bu nen kelimesi Ahmed Arif’in mektuplarında bolca geçmekte) birileri tarafından hemen gönderilse/alınsa/sunulsa…🙂

1954-1959 ve 1977’de yazılmış son bir mektuptan oluşan kitap aslında üç bölümden oluşuyor. İlk bölüm; Terk Etmeyen Sevda-Ahmed Arif’ten Leyla Erbil’e Aşk Mektupları bu kitabın nasıl ortaya çıktığını anlatıyor. Leyla Erbil’in son kitabı için görüşen yayıncı Leyla Erbil’de bulunan Ahmed Arif mektuplarını öğrenir ve bu mektupları kitaplaştırmak için Leylâ Erbil’i nasıl ikna ettiğini, Ahmed Arif’in 1972 doğumlu oğlu Filinta’dan nasıl izin alındığını, Ahmed Arif’ten gelen mektuplara karşın Leylâ Erbil’in yazdığı cevapların maalesef bulunamadığını, kitap basım aşamasındayken Leylâ Erbil’in hayata gözlerini yumduğunu anlatan ilk bölüm.

İkinci bölüm ise benim içimi burkan Hasretinden Prangalar Eskittim/ Ahmed Arif’in Hayatından Bir Kesit isimli, Ahmed Arif’in kısaca hayatının anlatıldığı ikinci bölüm. 1927 Diyarbakır doğumlu Ahmed Arif, babasının iyi bir eğitim alması için göndrdiği Afyon’da liseyi yatılı olarak bitirir. Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi’nde Felsefe Bölümü’ne kaydolur. İdeolojik tercihini bu dönemde yapar. Türkiye Gençler Derneği ve Türkiye Kominist Partisine üye olur. Yazdığı bir şiir nedeniyle tutuklanır, serbest bırakılır, tekrar tutuklanır, hapis yatar, işkence görür, sürgün yer ve öğrenimini tamamlaması mümkün olmaz. Yazmış olduğu tek kitap olan Hasretinden Prangalar Eskittim çok fazla baskı yapmıştır. Şurası da ilginçtir ki aslında kendisi şiiri yazarken Hasretinden Prangalar Çürüttüm olarak yazmış fakat sonradan çürüttüm sözcüğünü sevmemiş ve eskittim ile değiştirmiştir.

Üçüncü ve kitabın özünü oluşturan bölüm ise hiç kuşkusuz mektuplar… Kimilerinin orijinal fotoğrafları da konulmuş kitaba. Ahmed Arif Leylâ Erbil’e karşılıksız ve delicesine bir sevda ile tutkunmuş. Mektuplar zaman zaman benim de boğazımı düğümledi; “bir insan bu denli sevildiği halde sevemez mi?” dedim, sevemeyebilirmiş…

Mektupların imza kısımları iç dağlayan cinsten; “Kulun”, “Senin”, “Yarı Parçan”, “Yalnız Senin”, “Ruhum”, “N’olur yaz”, “Çabuk yaz, hasta düşüyorum”,”Yaz, yaz, yaz…” Çok naif sevmiş olsa da Ahmed Arif, okurken biraz bunaldım son mektuplara doğru. Leylâ da bunalmış belli ki, çoğunlukla mektuplarda neden cevap vermediği sorgulanıyor ve hep yazması isteniyor…😦 Ben de Ahmed Arif gibi olurdum muhtemelen karşılıksız bir sevdaya tutulmuş olsam; böyle bunaltırdım, cevap ister, kıskanır, sorgular ve hatta yargılardım. Ki Ahmed Arif’in de dönemin şair ve entelektüellerini hiç beğenmemesinin temelinde belki bir kıskançlık vardı kim bilir. Ha bir de Leylâ Erbil belli bir tarihten sonra evli… Evli olmasına rağmen aşk mektupları sürüyor ısrarla, ümitsizce de olsa…

Benim mektuplardaki şu alıntıyı görünce okuyasım gelmişti ve hatta Instagram hesabımda da paylaşmıştım. “Lalikom” hitabının sebebini üç dilin birleşimi olarak açıklamış. Ve bu mektubun sonu örneğin; “Bineceğin trenlerin soluğu tükenmesin. Ayağını attığın yerler deprem görmesin. Denizler uslu, vapurlar yollu olsun. Ferman et rüzgâr beni de alıp oralara atsın. Mutlu ol. Allah beni kahretsin. Gözlerinden öperim. Ellerinden öperim. Öperim kızı öperim. Öperim oğlu öperim.” Gel de boğazın düğümlenmesin şunları okurken…

229baa78809611e3aebc12b0053a3b07_8

Kitabın Arka kapağından;

Ahmed Arif’in Leylâ Erbil’e gönderdiği mektuplardan oluşan bu kitap, edebiyat tarihçilerimize kuşkusuz önemli bilgiler sunmayı vadediyor. Yazıldıkları dönemin entelektüel ve yayın ortamını, Ahmed Arif’in sürgün günlerini, yaşadığı siyasi baskıyı, içsel dünyasını ve en çok da aşkını tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor.

“Sabah gözlerimi sana açarım.

Akşam, uykularımı senden alırım. Nereye, ne yana dönsem karşımda mutluluğun o harikulade başdönmesini bulurum.

Böyleyken gene de şükretmem halime, hergelelik, açgözlülük eder, seni üzerim. Aklıma gelmezki seni usandırır, sana gına getiririm. Sana dert, sana ağırlık sana sıkıntı olurum. Nemsin be? Sevgili, dost, yâr, arkadaş… hepsi. En çok da en ilk de Leylâsın bana. Bir umudum, dünya gözüm, dikili ağacımsın. Uçan kuşum, akan suyumsun. Seni anlatabilmek seni. Ben cehennem çarklarından kurtuldum. Üşüyorum kapama gözlerini…”

About zehrasunay

1979 doğumlu, evli ve iki kız çocuğu annesi, Niğde-Bor'da yaşayan bir bilgisayar öğretmeni. https://zehrasunay.wordpress.com
Bu yazı Okudukça içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Kitap Tanıtımı #83 Leylim Leylim için 1 cevap

  1. ibrahim dedi ki:

    Leylim leylim…

Siz de bir şeyler yazmaz mısınız?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s