Çay

DSC_0047

Bu aralar fotoğraf çekmeye merak sardık ailecek. Önce bir makine aldık; Nikon D5100. Kit lens tatmin etmedi, bir de 35mm-f:1,8’lik lens aldık. Şu yukarıdaki dumanı üstünde çay mesela çekilen karelerden biri :) İtiraf etmem gerekir ki; her türlü teknolojik ıvır zıvırda olduğu gibi bu konuda da eşim benden daha iyi…🙂 Çok yanlış branş seçmişim; “teknolojik araç gereç sevmeyen bilişim öğretmeni” kulağa ne çirkin geliyor öyle🙂

Bu gün de Cemal Süreya’nın ölüm yıldönümüymüş. Hani şu soy ismindeki bir Y harfini bir kadın uğruna girilen iddiada kaybeden güzel adam… Çektiğimiz fotoğraflara bakarken bunu öğrenince aklıma onun iki dizesi geldi;

“iki çay söylemiştik orda, biri açık,

keşke yalnız bunun için sevseydim seni. “(Cemal Süreya)

Neyse efendim ardından sosyal medyada “Çay” edebiyatının nasıl abartılarak iticileştirildiğini düşündüm… Bir “Çay”dır gidiyor, özellikle muhafazakar çevrelerde, şaraba nispet yapar gibi…🙂 Oysa çayla ilgili öyle naif mısralar var ki; tadında bırakıldığında çay da çok güzel…😉

“o bir çay istemişti, trenin içinde

biz tren yolcusuyduk, çölün içinde

ben yalnız kalmıştım, senin içinde

oysa kaç kişinin yerine sevmiştim seni!

aşkı geçtik, gözlerini açabilirsin” (Haydar Ergülen)

“Çayın rengi ne güzel

Sabah sabah,

Açık havada!

Hava ne kadar güzel!

Oğlan çocuk ne kadar güzel!

Çay ne kadar güzel!” (Orhan Veli Kanık)

 

“Günün aydın, akşamın iyi olsun” diyen biri olmalı.

Bir telefon çalmalı ara sıra da olsa kulağımda.

Yoksa, zor değil, hiç zor değil,

Demli çayı bardakta karıştırıp,

Bir başına yudumlamak doyasıya.

Ama; “Çaya kaç şeker alırsın?”

Diye soran bir ses olmalı ya ara sıra…” (Can Yücel)

 

“Basit yaşayacaksın basit

Sanki bir gün yaşamın sona erecekmiş gibi basit,

Çay, Simit ve Peynirle.” (Nazım Hikmet Ran)

 

“Çaycı getir ilaç kokulu çaydan

Dakika düşelim senelik paydan” (Necip Fazıl Kısakürek)

 

“Aşkınla demlenmiş sıcak bir çay içmeliyim.

Küfürler saçıp etrafa, belalara bulaştırmalıyım ağrılı başımı.

Yokluğuna alışmamalıyım.” (Tarık Tufan)

 

“Adın üç kere geçti saçma sapan bir filmde

Yalnız olsam çok ağlardım ama annem bakıyordu

otoban dolusu gürültüyü sıkıştırıp beynime  ”anne” dedim,

”hadi çay koy da içelim”…”(Ali Lidar)

 

“çay bardağına bırakılan dudak payı kadar bile uzak kalamam gözlerine..

yakın olsun isterim ellerime ellerin

yanındaki beton binaya yaslanması gibi köhne bir evin..

çünkü seni bir çivi çaktım beynime ve

bütün kerpetenleri toplayıp attım denize..” (Sunay Akın)

PS: Fotoğraf da bir hafta sonu uzun kahvaltısında çekildi, bardak biraz kirli mi ne? Sanırım ikinci bardak çay, kaşıksız olduğuna göre benim bardağım ve ben sigara böreklerini hep ellerimle yerim!🙂

About zehrasunay

1979 doğumlu, evli ve iki kız çocuğu annesi, Niğde-Bor'da yaşayan bir bilgisayar öğretmeni. https://zehrasunay.wordpress.com
Bu yazı Fotoğraf, Şiir, İzdüşüm içinde yayınlandı ve , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Çay için 3 cevap

  1. isaphlvn dedi ki:

    harika!🙂

  2. Canan Güler dedi ki:

    Bu mükkemmel dizeleri bizimle paylaştığın için teşekkür ederiiiiz 💕

  3. ibrahim dedi ki:

    Çayım var; demli… bir muhabbetim eksik..

Siz de bir şeyler yazmaz mısınız?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s