Kitap Tanıtımı #75 Tahir Sami Bey’in Özel Hayatı

Tahir Sami Beyin HayatõTahir Sami Bey’in Özel Hayatı

Yazar: Mustafa Kutlu

Mustafa Kutlu dendi mi orada bir duruyorum artık. Buna sebep olacak yeterince kitabını okudum sanırım, tabi henüz okumadığım bir o kadar daha var. Daha önce de yazmıştım bendeki hissi karşılığı “huzur” oluyor Kutlu kitaplarının. Okuma esnasındaki o dinginlik halini başka bir yazarda hissetmiyorum henüz.

Tahir Sami Bey’in Özel Hayatı da bende yine aynı etkiyi bıraktı. Son itibarıyla yine bir hüzün var… Aslında son itibarıyla değil de baştan sona Tahir Sami’nin hayatı hüzünlü. Sıradan bir hüzünden bahsediyorum. Trajedik olaylar neticesinde oluşan bir hüzün değil bu. Tıpkı Beyhude Ömrüm gibi, kar, kış, ve yapayalnızla noktalanıyor Tahir Sami Bey’in Özel Hayatı. Ha bir de ne zaman hangi kitabı okuduğumu düşünsem, ya da bu kitaptan bahsedecek olsam “Tahir Sami Bey’in Hüzünlü Hayatı” deyiveresim geliyor.

Kitap 2009’da diğer kitapları gibi Dergâh Yayınları’ndan çıkmış. Mustafa Kutlu farklı bir teknik kullanmış bu kitabı yazarken. Edebiyatçı değilim pek öyle anlamam teknik konulardan fakat okuduğum kadarıyla kimi postmodern teknik demiş bu duruma kimisi meddah geleneği. Farklı olan yanı şu ki; hikaye kahramanlarından biri de yazarın kendisi; gazeteci yazar Mustafa Bey.

Mustafa Bey eski İstanbul’a meraklıdır. Ve ömrünü eski İstanbul sokaklarını adımlayarak, evleri, hayatları, geçmişten gelen ne varsa incelemeye adamıştır. Günlerden bir gün, eski bir mimariye sahip, terkedilmiş görünümde bir devlet dairesi ile karşılaşır. İlk kez orada görür Tehir Sami Bey’i. Tahir Sami Bey aslında ciltçi olmakla birlikte arşivci olarak görev yapmaktadır bu kuş uçmaz kervan geçmez devlet dairesinde.

Mustafa Bey, Tahir Sami ile sohbet eder ve sonunda onun hayatını kaleme almaya karar verir. Tahir Sami ise hayatının ilginç bir yanı olmadığından dem vurarak bu teklifi önce reddeder. Fakat Mustafa Bey Tahir Sami’nin dilediğinde tekzip cümleleri ile kitaba müdahil olmasına izin vererek ikna eder.

Tahir Sami Bey iki ablası ile birlikte bekar bir hayat yaşar. Kitaplara olan tutkusu ile çok sayıda kitabı biriktirir ve ablalarının evde yığılan kitaplardan bıkmalarına neden olur. İçerisinde çok kısa bir de aşk hikayesi barındırıyor ve tabi ki platonik… Bu kısım nedeniyle veya Tahir Sami Bey’in mesleği ve anlatısı nedeniyle belki de Kürk Mantolu Madonna’ya benzetildiğini duymuştum. Ama ben pek benzetemedim…

Ve şu kasvetli ve bir şeylere yoğun derecede özlem hissettiğim bu Cumartesi ikindisinde düşüncem şudur ki; Tahir Sami gibi yaşamak istemem ama onun gibi ölmeyi isteyeceğime eminim…

Okunulası ve bu kitabı da Uzun Hikaye gibi film yapılası cinsten… Ha bu arada kitabın bir bölümünde Niğde de geçiyor😉
”fâni ile bâkinin farkını fark eden için eşya kaç para eder.”

”vay be! görüyorsun aziz okuyucu, birden”beklenen adam” oldum çıktım. ama buna şaşırmayın. sizleri de tek tek şu gökkubbenin altında mutlaka bir bekleyen vardır.
karşılaşmak!…
ah, onu bilemem
onun adı kader.”

”kimse kimse yeterince tanıyamaz zaten gerçeğin ne olduğunu, eşyanın hakikatini bilmiyoruz. hayata ve kendimize dair o kadar meçhul var ki, hangi birini dile getirelim?

About zehrasunay

1979 doğumlu, evli ve iki kız çocuğu annesi, Niğde-Bor'da yaşayan bir bilgisayar öğretmeni. https://zehrasunay.wordpress.com
Bu yazı Okudukça içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Siz de bir şeyler yazmaz mısınız?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s