Kitap Tantımı #59 Sır

9789759953003SIR

Yazar: Mustafa KUTLU

Aslında yaz tatili başında okumuştum. Ama nedense bir türlü bahsetmek nasip olmadı blogda. Daha önce de belirtmiştim Mustafa Kutlu’nun tarzı beni çok rahatlatıyor. Okurken kendimden de bir şeyler buluyorum karakterlerde hep.

Sır ilk kez 1990 yılında basılmış. Yine Dergah Yayınları’ndan tabi ki… Toplam 8 hikayeden oluşuyor. Her bir hikaye kendi içinde farklı birer konuya sahip olsa da hepsi ilk hikaye Sır’a bağlı. Bazı hikayeler yazarın Ya Tahammül Ya Sefer isimli kitabının devamı niteliğinde.

Konu ise sıradan bir rençberin tarikat şeyhi olma serüvenini anlatıyor. Yine etrafında çıkar ilişkisi uman/ummayan insanların hikayeleri ile birlikte. Siyasetçiler, ilim adamları, sıradan insanların tutumları bizim şeyhin sürekli kendi ile hesaplaşmasına neden oluyor. Ve neticede Sır’ra kadem basıyor… Şeyhin yaşadığı dram; ki en başından şeyh olmayı istediği falan da yoktu, beni düşündürdü. Aslında çoğu şey göründüğü gibi değil. Mesela şeyhin yaşadığı yer; kesinlikle kendisi istemiyor o şatafatı, hep çevresindekilerin suçu. Günümüzde de öyle değil mi? Mütevazılığına ve samimiyetine inandığım insanlar var benim. Kanaat önderleri mi diyelim adına, şeyh mi, lider mi bilemedim. Ama bireysel olarak halis niyetler taşıdıklarına inandığım isimler. Ama ya -kitaptaki ifadesi ile- “mürit”leri? Özellikle sosyal medyada ve gündelik yaşamda çevremde gözlemlediğim aklıma takılanlar şöyle ki, o kişileri temsil ettiği izlenimi veren insanlar aynı samimiyetteler mi? Çıkarsız mı yaklaşıyorlar yamacına “şeyhin”? Çıkarları sahiden sadece “Allah rızası” mı? O halde nedir bu şatafat? Nedir bu “diğerleri”ne duyulan kin ve nefret? Hani Müslümanlar kardeşti? Hani yol önemli değildi; Allah’a çıktıktan sonra? Ancak şunu da belirtmeliyim ki genellemiyorum. Bir topluluk büyüdükçe ufak ufak bozulmaya da başlar, bu hep böyledir…

Nerden nereye atladım🙂 Kitap güzel neticede okumanızı öneririm.🙂 Özellikle son hikaye Cüz Gülü benim en hoşuma giden diyebilirim.

“Gecenin bir vaktinde şehre girdim. Sokaklarda ne bekçi vardı, ne asker. Hiç bir evin kapısı kilitlenmemişti. Gece gündüz  ahalinin üzerine rahmet yağıyordu. Her mahalle bir mektep, her fert talebe idi. Bilenler bilmeyenlerden mes’ul  güçlüler zayıflardan sorumlu idi.Hastalar hastalıkları için üzülmüyor, sağlar sağlık sebebi ile kasıla kasıla gezinmiyordu. İnsanların elinde para,mektupların üzerinde pul yoktu. Kimse amir değildi ve memur da yoktu.”

Keşke…

 

About zehrasunay

1979 doğumlu, evli ve iki kız çocuğu annesi, Niğde-Bor'da yaşayan bir bilgisayar öğretmeni. https://zehrasunay.wordpress.com
Bu yazı Okudukça içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Siz de bir şeyler yazmaz mısınız?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s