Kitap Tantımı #72 Kaiken

kaikenKAİKEN

Yazar: Jean Christophe Grange

Kitap ilk kez 3 Eylül 2012 tarihinde Fransa’da raflarda yerini almış. Türkiye’de ise Haziran 2013’de Doğan kitaptan çıktı.

Ben ilk kez bir Grange kitabı okudum. Kitabın ilk kısmı beni müthiş zorladı. Elimde süründü durdu diyebilirim. Sebep de bence yazarın diliydi. Yer isimleri, marka isimleri, kişi isimleri vs vs tüm o yabancı kelimelerden oluşan özel isimler ile okumaya devam etmek sıkıcıydı.

Bunun yanı sıra işlenen konu itibarıyla bir anne için hele benim gibi duygusal bir kadın için ağırdı. Daha ilk sayfalarda karnı deşilmiş bebeği yakılarak öldürülmüş bir hamile kadın portresi ile başlıyor kitap.

–Burdan sonrası bolca spoiler içeriyor ;)–

Kitabın baş karekteri Oliver Passan. Paris’te yaşayan  Japonya hayranı, yetiştirme yurtlarında büyümüş, evliliği sorunlu bir polis, karısı ise Fransa hayranı , Japon kültürüne sahip çıkmayan güzel ve soğuk bir Japon kadın Naoko. Ben Naoko karakterini sevmedim nedense, o kadar sıkıcı ve kuralcı bir kadın ki; hatta Passan’ın ondan soğumasını evliliklerinin nasıl çıkmaza girdiğini falan Passan’a hak vererek anladım.  Yalnız şu da var ilerleyen bölümlerde bir paragraf vardı. Naoko’nun ne kadar aşk’a susamış olduğuyla ilgili orda ise Passan’ın ne kadar “odun” bir adam olduğunu düşündüm🙂 Kısacası ikisinin de hataları vardı evliliklerinin bu noktaya gelmesinde.

Grange tarz oarak sürükleyici–sonlara doğru daha fazla–, tahmin edilemez bir cinayet kitabı yazmış. Tahmin edilemezlik konusunda bence biraz hile yapmış diyebiliriz zira katil karakteri kitabın başında yer almıyor; nasıl tahmin edilebilsin ki, son bölümde ortaya çıkan bir karakter.

Bir de şu var kitap resmen iki bölümden oluşuyor. Birbirinin devamı olmayan iki farklı vaka var. İlk vaka “doğumcu” diye bahsedilen psikopatın tekinin hamile kadınları neden infaz ettiğini araştırmakla ve adamın kendini yakarken Passan’ı da tutuşturmaya çalışmasıyla son buluyor.  İkinci vaka ise Passan’ın o harika villasında yaşanan esrarengizlikleri kimin yaptığını araştırmakla geçiyor. Ki beni en çok şaşırtan duş esnasında hiç acı hissetmeden tüm vücudunun kana bulunması sahnesiydi.

Naoko’nun hayatı bu noktada önem kazanıyor çünkü olay tamamen Passan’ın hiç haberdar olmadığı Naoko’nun geçmişiyle alakalı.

Kitap oldukça güzel Japon kültürü tasvirleriyle dolu. Uzun araştırmalar sonucu yazıldığı hissediliyor.

Kaiken kelime olarak nedir derseniz; Samurayların eşlerine verdiği bir tür bıcak. Amacı ise Samuray seppuku(bizim bildiğimiz hali ile harakiri) yaparsa eşleri de onurlarını korumak için kendilerini o bıcakla öldürsünler diye verilirmiş.

Özellikle son bölümdeki Naokonun arkadaşı ile Passan arasında geçen dövüş sahnesi iyiydi diyebilirim. Okurken gözümde canlandı. Ve nedense bu kitabın film olacağını düşünüyorum. Çünkü bir kitaptan ziyade bi film senaryosu gibi yazılmıştı.

Ve okumayı düşünüyorsanız umarım buraya kadar okumamışsınızdır😀

Son olarak bahsettiğim beni etkileyen bölüm, 219. sayfa, instagramda da paylaşmıştım resmini ekliyorum…

kıken

About zehrasunay

1979 doğumlu, evli ve iki kız çocuğu annesi, Niğde-Bor'da yaşayan bir bilgisayar öğretmeni. https://zehrasunay.wordpress.com
Bu yazı Okudukça içinde yayınlandı ve , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Siz de bir şeyler yazmaz mısınız?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s