Koşturmaca

running-horse-pic_422_2959
“Selamlar”
Eskiden olsa her sevincimi, heyecanımı ve daha da çok kırılmışlıklarım ile üzüntülerimi oturur yazardım buraya. Şimdi ne değişti? Buna sebep artık daha nadir gelen o yazma isteğinden de ziyade blogla uğraşmaya vakit bulamamam. “Nasılsın?” sorularına şu sıralar verilebilecek en yerinde cevabım “Koşturuyorum” olur herhalde. Kitap okumaya bile zaman bulamıyorum kimi günler. Ama yine de bu aralar ne yaptığımı sonradan hatırlamak adına gecenin bu saatinde sıcaktan uyuyamamış olarak -Haziran Niğde’sinde havalar böyle ise tatilde yandık-oturdum bilgisayar başına.

Mayıs ortasında aylıksız iznime nokta koyup yeniden ekonomik açıdan özgür(!) bir kadın olmayı tercih ederek işe dönüş yaptım. İş dediysem bizim branş malum 1er ders saatine mahkum olunca ben de 2,5 gün okula giderek 1 ay kadar devam ettim. Şu sıralar seminerlerde sıkılmaktayım. Her ne kadar böyle az çalışmış olsam da Eylül ve Elif ile hayat zor 🙂 Ayrı ayrı düşün giydir-yedir-temizle-ilgilen-oyna derken resmen okula gittiğimde dinlendiğimi hissediyordum. Bu arada okuldaki ortam da tam dinlenmelik(!) Ben yokken -ki iyi ki yokmuşum- olaylar olaylar… Göreve dönüşümden iki hafta sonra 5 personel ceza alıp ilçe dışına tayin edildi. Ortam bana göre halen tatsız tuzsuz ve gergin. İl içi yer değişikliklerinin başlamasını bekliyorum dört gözle…

Bir de canımı çok acıtan bir şey öğrendim ki, insan hiç beklemediği, kardeş yerine koyduğu, çok samimi görüp dertlerini paylaştığı birinin kendi arkasından konuştuğunu öğrenince çok üzülüyormuş. Konu da sevgililer gününden bir gün önce eşimin aldığı çikolata buketini Facebook’ta İnstagram aracılığıyla paylaşmam. “Dindar geçinip sevgililer günü kutlayan” “aziz valentine…” vs vs vs konuşmalar yapmış arkamdan ki devamını dinleyemedim duyduğumda resmen “başımdan aşağı kaynar sular döküldü” şeklinde ifade edilen durumu yaşadım. O an ağlamadım ama eve gelip eşime bahsederken de mutfağa geçip bulaşık makinasını boşaltırken de aha bu satırları yazarken de ağlıyorum.

Bu arada yüzme kursuna başlamıştım toplamda 11 ders devam ettim ve son 3 derstir yüzebiliyorum. Bu durum beni mutlu ediyor. Belki de kendime zaman ayırabildiğim yegane alan oldu GSB’nin olimpik havuzu 🙂 Sakinlikle düşünebildiğim… Kimi zaman suyun altında nefes verip ilerlerken canımı yakan olayları, hayal kırıklığıma sebep kişilerin gözlerini düşünüyorum, kimi zaman ise, gülümsememe sebep, gepegenç, tertemiz sevgi dolu gözleri… İnsan bazı teveccühlere layık olmadığını da düşünüyor vesselam…Bunu anlatıp/kavratmaya çalışırken teveccüh boyutu bi bakmışsın tam amacın zıddına artıyor, eline yüzüne bulaşıyor, karmakarışıklaşıyor vs.

Türkiye’deki olaylara ise hiç değinmeyeceğim fakat şu kadarını yazmazsam da ayıp. Evet ilk başta belki samimi az sayıda insan doğa için bir araya geldi fakat olaylar boyut değiştirip vandalizme sapınca kimsenin de savunmasını anlamlı/haklı bulmuyorum. Bu işin içinde başka işler/güçler olduğuna inananlardanım. Allah’ın izni ile amaçlarına ulaşamayacaklarını düşünüyorum o güçlerin de. Ülkemizdeki huzur ortamının bozulmaması için, namerde muhtaç olmamak için dua ediyorum. Bu olayların ise bazı nefretleri nasıl açığa çıkardığını ise endişe ile üzülerek izliyorum.
,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,

Eylül büyüyor, emekliyor, tutunup kalkıyor, geri oturuyor, “anne” diyebiliyor, 4 dişi ile ısırabiliyor, tepkileri daha anlamlı hale geliyor, Elif büyüyor, bana arkadaş olabiliyor, utandırılmaktan hoşlanmıyor, süslenmeye başlıyor, aynalarla daha çok vakit geçiriyor, unuttuğu Kur’an alfabesini tekrarlıyor… FZ koşturuyor, yetişemiyor, yetişemiyor, yetişemiyor, tatilde o uzun yolları bu sıcakta iki bebeyle nasıl gidip geleceklerini kara kara düşünüyor… Koca kişisi ise bilgisayar kullanıyor, bilgisayar kullanıyor, bilgisayar kullanıyor…öhhh yani:)

Hayat akıp gidiyor, planlar bozuluyor, yeni planlar yapılıyor, güvenilen dağlara karlar yağıyor, ummadığın insanlar seni bağırlarına basıyor, sağlıklar bozuluyor, sağlıklar düzeliyor, dün var olanlar bugün yok oluyor, bugün esamesi okunmayanlar yarınında yer alıyor ve en güzeli de insan unutuyor…

Reklamlar

About zehrasunay

1979 doğumlu, evli ve iki kız çocuğu annesi, Niğde-Bor'da yaşayan bir bilgisayar öğretmeni. https://zehrasunay.wordpress.com
Bu yazı Havadan Sudan, İzdüşüm içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

2 Responses to Koşturmaca

  1. sahika dedi ki:

    Fatma Zehra’cım, seni internetten ve paylaştıklarından tanıyorum. Çok naif, ince düşünceli biri olduğunu görüyorum. İnsanlar bazen çok kırıcı olabiliyor malesef bir çok kez benim de başıma geldi. Boşver sıkma canını sen çok iyi birisin 🙂

    sevgiler..

    • zehrasunay dedi ki:

      Teşekkür ederim canım:) bilmukabele ben de sizi ailecek çok hoş buluyorum. Allah artırsın sevginizi:) ama malesef gönül sevdiğine kırılıyor en çok…

Siz de bir şeyler yazmaz mısınız?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s