Gece&Rüya&Ölüm&Doğum

Yine yürüyorum o uzun koridorda, karanlık, sanki gece… Gece vakti ne işim var benim bu okulda diye düşünmüyorum da orta kata yeni yapılan balkona bir an önce atmak istiyorum kendimi. Hızlı adımlarla ilerlerken onu görüyorum arkası dönük bana, selam versem yine almaz mı acaba diye düşünüyorum, o beni görmeden uzaklaşıyorum oradan. Balkona çıkıyorum, çevre bambaşka, uzak bir köy sanki… Tek bir bina yok, güneş doğuyor, muhteşem doğuyor aydınlanıyor, sapsarı kumlar, ağaçsız dağlar…

Uyandım sonra… Gecenin kim bilir kaçıydı, Eylül Zeynep uyanmış rüyamı bölmüştü. Arkası dönük olan kadını düşündüm bi süre. Nedense yüzü hiç gülmezdi, bir kaç kez de görmesine rağmen selamımı almamıştı. Sadece bir yıl görev yaptım kız meslek lisesinde, 6 sene önce… Gerçekten ilişkiler öyle garip ve bunaltıcıydı ki, ertesi yıl orada kalmak istememiştim…

Sabah olduğunda hep ölüm ilanları verilir bu ilçede, küçük yer herkes herkesi tanır derler ya ben kimseyi tanımam… Dinlerim, unutmazsam eğer “İnna lillahi ve inna ileyhi raciun” der isimleri unuturum. Bu kez öyle olmadı, rüyamda arkası dönük kadının adını duydum sabah… 2 yıl önce de “kötü hastalık” teşhisini duymuştum. Allah iyilik versin demiştim duyunca, üzülmüştüm ama geçmiş olsuna gidememiştim, eski selamsızlığından çekinerek. Anlam veremediğim soğuk tavırlar belki siyasi, belki, sendikai belki de sebepsizdi. Keşke gitseymişim diyorum şimdi ise… Allah rahmet eylesin.

Gidişler çeşit çeşit. Ben o okuldan gittiğimde, uğurlanmış mıydım? Sessiz miydi gidişim, birileri kal demiş miydi? Çok net hatırlıyorum aslında. Mühim olan bir yerden değil de birilerinin hayatından çekip giderken hissedilenler. Şimdiye kadar yük olduğumu hissettiğim hiç bir ortamda kalmadım. Fazlalıktan sayıldığımı anladığımda uzaklaştım. Bazen erteledim, sürüncemede de bıraktım kendimi ama eninde sonunda gittim. Kâh sessizce, kâh vedalaşarak, kâh vedasına aldırılmayarak, kâh da “dur gitme” ısrarlarına aldırmayarak.

Garip rüya ve ölüm haberinin ardından Eylül Zeynep’i güneşlendirmek için parka indirdiğimde de oldu bi acayiplik daha, tam da o an aklımda olan kişinin saat itibarıyla iş yerinde olması gerekirken birden evinin balkonunda olduğunu gördüm. Enerjisi yüksek diyorlarmış böylelerine, ya da kalbi temiz 🙂 Şimdiye kadar böyle şeyler yaşamamış biri olarak bunu hayra yoruyorum; insan niyetlendiği günahtan vazgeçerse eğer… Aslında sevap işlememiş olsa da sırf günahtan vazgeçtiğinden sevap hanesine bonus puanlar yazılıyormuş 🙂 Sevap haneme yazıldı mı bi şeyler bilemem ama içim ferahladı sanki… Belki de Rabb’imin bir işaretiydi hepsi diyorum şimdi… Hissettiriyordu ki, ben kulumu çok seviyorum. Hamdolsun.

 

 

Reklamlar

About zehrasunay

1979 doğumlu, evli ve iki kız çocuğu annesi, Niğde-Bor'da yaşayan bir bilgisayar öğretmeni. https://zehrasunay.wordpress.com
Bu yazı İzdüşüm içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Siz de bir şeyler yazmaz mısınız?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s