Bir Zamanlar Anadoluda

Sinemada izlemek isteyip bir türlü fırsat bulamamıştım bu filmi, bu akşam TRT1’de verildiğini duyunca izledim… Hoş ilk kısımlarında ev ahalisi uyanıktı ve onları sarmadı 🙂 Bu sebeple yarım yamalak izlemiş olsam da çok beğendim, ikinci kez izlemeyi de koydum kafama 🙂 İzlediklerim ve beğendiklerim hakkında bloguma bir şeyler yazmayı adet edinmiştim fakat bu film hakkında sevgili Tuba‘nın yazdıklarını okuyunca onun izniyle paylaşmayı uygun gördüm, açıkçası yazmaya üşendim de denilebilir o zaten harika anlatmış, ellerine sağlık…:)  Filmde beni en çok son otopsi sahnesi ve doktorun verdiği karar ve bu kararın tahmin ettiğim sebebi etkiledi… Şimdi Tuba’nın film hakkındaki görüşlerine bakalım…

Vizyona 23 eylül 2011′de giren başrollerinde Muhammed Uzuner, Yılmaz Erdoğan, Taner Birsel, Fırat Tanış, Ahmet Mümtaz Taylan gibi güçlü isimlerin bulunduğu bir Nuri Bilge Ceylan filmi Bir Zamanlar Anadolu’da…Senaryoda Ebru ve Nuri Bilge Ceylan’ın yanı sıra Ercan Kesal’ın da imzası var.  On bir hafta süren filmin çekimleri Keskin’de gerçekleşti.TRT’nin de katkısıyla, Bosna Hersek ve Türkiye’nin ortak yapımı olan film  11-22 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşen 64. Cannes Film Festivali’nde büyük ödül Altın Palmiye için yarışacak filmler arasına girdi ve “Jüri Büyük Ödülü”nü kazandı.

Filmi www.beyazperde.com;  

“Nuri Bilge Ceylan, son filmiyle kentsel kaygılarını bir kenara bırakıp, tekrar taşranın sıkıntılı dünyasına ama bu sefer bir cinayet hikayesinin gerilimi ile dönüyor… Yolların tek düzeliği ve kasabanın insana yeni bir şey sunmamasının sıradanlığını fona alan Bir Zamanlar Anadolu’da adıyla da klasiklere gönderme taşıyor.” diye özetlemiş…

Bence filmi bu kadar kuru bir ifadeyle geçiştirmek haksızlık olur… Çünkü, ancak  nakış gibi ince ince işlenmiş  her bir detayın dikkate alınarak izlenmesi  bize pek çok ipucu verecektir. Derede yuvarlanan elma, doktorun deniz kenarındaki çocukluk fotosu, gaz lambasının yanında dolanıp her çabası duvara toslamakla son bulan sinek ve son sahnede doktorun yüzüne bulaşan  kan… Filmde yolda mırıldanılan türküler haricinde hiç müzik yokken, hayata dair sesler tüm çıplaklığıyla dahil edilmiş. Yaprakların sesi, rüzgar, kuşlar… Filmin ilk dakikalarında daha ne oluyor anlamadığımız ve dikkat kesildiğimiz diyaloglar esnasında gecenin karanlığında polislerin kendi aralarında şakalaşmaları sürerken Kerem’in karanlığı ardındaki sarı aydınlık büyülüydü gerçekten…Doğa tüm gücü ve güzelliğiyle rol almış filmde desem yalan olmaz..Filmin ağır, gerilim dolu teması, “morg-cinayet-maktül-otopsi” içerikli diyaloglarında insanların tüm bunları “alışveriş yapmak” sıradanlığında yaşadıklarına şahit oluyoruz.. Hayat herkes için devam ediyor ve “morg-cinayet-maktül-otopsi” bile onlar için “bitse de gitsek” kıvamında… Kullanılan ifadeler, geçen diyaloglar sıkı espriler içeriyor, yer yer karakterlerin tüm olanları  ti’ye aldığı izlenimine kapılıyoruz. Muhtarın, Komiser Nuri’nin ve otopsi yapan doktorun diyalogları fazlaca güldürüyor.. İçerik kasvetli, insanlar bu ağır içeriği sıradan bir dille sunuyorlar ancak çok sembolik cümleler eşliğinde… İlk 30-40 dakika sabredip detayların keyfini sürerseniz, sabrettiğine değdiğini göreceksiniz ;)

Doktor: Yağmurlar yağsın..Yüzyıllardır yağmıyor mu?Ama bundan 100 yıl sonra ne sen, ne ben, ne de savcı olmayacağız.. Şairin de dediği gibi  ‘Gene yıllar geçecek ve geride benden bir iz kalmayacak / Yorgun ruhumu karanlık ve soğuk kuşatacak’

Doktor: Yaa komiser, siz sigaraya tekrar başladınız herhalde..

Komiser Nuri: Yaw doktor, ben bırakıyorum da o beni bırakmıyor..

Komiser Nuri: Nerede bir karışıklık görürsen hemen kadına bakacaksın.

Komiser Nuri: Herşeyin bir sebebi var..Bitti. Yazıldıysa; bitti..

Komiser Nuri: Neticede olan çocuklara oluyor doktor, herkes yaptığının cezasını çekiyor, çocuklar ise büyüklerin günahlarını..

Savcı: Ya doktor,bir insan bir başkasını cezalandırmak için kendisini öldürebilir mi?

Doktor:Zaten intiharların çoğu başkasını cezalandırmak için yapılmıyor mu?

Otopsi yapan doktor: Hocam siz biraz geri çıkın isterseniz, size de bulaşmasın..

Reklamlar

About zehrasunay

1979 doğumlu, evli ve iki kız çocuğu annesi, Niğde-Bor'da yaşayan bir bilgisayar öğretmeni. https://zehrasunay.wordpress.com
Bu yazı İzledikçe içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Siz de bir şeyler yazmaz mısınız?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s