Kitap Tantımı #51 Geri Gel Ey Osmanlı!

GERİ GEL EY OSMANLI!

Yazar: Mustafa Armağan

Aslında 2007 yılında yayınlanan kitabı,  2011 Timaş yayınlarından, 7. baskısından okudum. Osmanlı tarihine ilgi duyanların sıkılmadan okuyacağı tarzda bir kitap. Mustafa Armağan’ın dili her zamanki gibi fazlaca keskin. Özellikle “Osmanlı” denilince kendi tarihinden utanç duyanlara karşı birazcık öfke duyuyor. Kitabın içeriğinde ise isminden anlaşıldığı şekliyle Osmanlı’nın yeniden kurulmasını falan istemiyor. Asırlarca ve kıtalarca başarıyla devam eden bir hükümranlığın devlet yönetim anlayışının, insanlığa bakış açısının ve çok katmanlı toplumlara sömürgecilik anlayışından uzak adilce nasıl hükmetmeyi başarabildiğinin incelenmesi ve örnek alınmasını öneren bir yaklaşıma sahip.

Kitap içerisinde resmi kaynaklara dayandırılan ve Osmanlı hakkında ezberlerimizi bozan bir çok anekdot mevcut. Benim en çok hoşuma gidenler; Tuna’da sular altında kalan son Osmanlı adası Adakale, Namık Kemal’ın vatan kelimesinin yanına oturttuğu ancak şimdi yerini bile bilmediğimiz Silistre, Cezayir, Sudan, Mısır, Yemen gibi ülkelerdeki Osmanlı izleri, Barbaros Hayreddin Paşa’nın kralın daveti üzerine Fransa’da düzeni sağlamak için bulunduğu uzun zaman dilimi…Yazarın kitap boyunca okuyucuya vermeye çalıştığı mesaj ise; “Osmanlı’yı yanlış tanıma ve yanlış tanıtma!”. Bu bağlamda özellikle tarih ve Sosyal Bilgiler öğretmenlerinin okuması gerektiğine inandığım bir eser.

Kitabın arka kapağından;

“Necip Fazıl Kısakürek, 1969 yılında yazdığı bir yazıda “Arsadaki odun yığınının gizli bir köşesinde tek bir kıvılcım noktasıyız biz!” demiş ve şöyle sürdürmüştü sözlerini: “Odunların üstüne, yıllar ve asırlardır yağmadık yağmur, düşmedik kar kalmadı. Onları püf basmış, pas yutmuş, rutubet bürümüş; üstelik Garp dünyasının bütün kanalizasyonları bu odunların üzerine akmıştır. İşte arsadaki böyle bir odun yığınının gizli bir köşesinde tek bir kıvılcım noktasıyız biz! Biz ki, onun gizli bir köşesinde tek ve son kıvılcım noktasıyız, onu nasıl yakar, tutşturur, alevlerle sarabiliriz?”
Bugün ne mutlu bizlere ki, kıtalara gölge salan “Osmanlı ormanı’nın kesilip metruk bir arsaya atılmış son odun yığını içinde hangi bereketli duanın eseri olarak kaldığını bilemediğimiz o son kıvılcımın nasıl bir yangına dönüştüğüne şahit oluyor ve gelecek adına umutlanıyoruz. Lakin o yitirdiğimiz “orman” nasıl bir şeydi, neye benziyordu? Ormanın ruhu üç kıtaya hangi sırlı yollardan dallarını uzatmış, gölgesinde 72 milleti bir insanlık bahçesi içinde hangi iksirle yaşatabilmişti? Osmanlı sevinci bir daha yaşanabilir, bir başka deyişle Osmanlı geri gelebilir miydi?
İşte Mustafa Armağan Geri Gel Ey Osmanlı!da bize yalnız tarih anlatmakla kalmıyor; bir yandan tarihi bugüne doğru çekerken, bugünü de tarihe aşina kılmaya çabalıyor. “Osmanlı’ya Dönüş”, ona göre Osmanlı’nın tekrar var edilmesi gibi zamanın dışına çıkmayı teklif eden bir çağrı değil; Osmanlı’nın miras bıraktığı ruhla onun yarıda bıraktığı ve ondan sonra üzerimize borç kalan misyonu bugünkü şartlarda devam ettirmeyi kastediyor.”

Ayrıca kitabı hediye eden Timaş ürün yöneticisi sayın Ebru Keskin hanımefendiye de teşekkürler…

About zehrasunay

1979 doğumlu, evli ve iki kız çocuğu annesi, Niğde-Bor'da yaşayan bir bilgisayar öğretmeni. https://zehrasunay.wordpress.com
Bu yazı Okudukça içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Siz de bir şeyler yazmaz mısınız?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s