Kendine Acımak

Nöbetin en yoğun zamanı, öğle yemeğinden dönen öğrenciler içeri alınıyor, üstelik okul temsilci seçimleri var, adaylar hararetle seçim çalışması yapıyorlar bir gürültü bir karmaşa, virüsler sınıftaki bilgisayarların içine etmiş, deepfreezlerin simgesi uçmuş, ağ sistemi kafayı yemiş vs. vs. Yogunluk had safhada ki tam da uyku saatim gelmiş, aksi gibi ayağımda en giyilmeyecek topuklular, bacaklarım da iflas etmiş… Bütün bunlar bir yana, bir yetmeme, yetinememe hali üzerimde, özlediklerim de cabası.

İşte tam da o anda çalan telefon; bilmem kaç yıllık bir dost. Aylardır konuşmamışız, birbirimizin acılarına da tanıklık etmişiz, mutluluklarına da, kilometrelerce mesafeden de olsa. Bir hal hatır sorma, yine eski şen kahkahalar ve sonra içimi burkan bir cümlemi tamamlayamayacak şekilde gözlerimin dolması… Kaç kişi var böyle rahat davranabildiğim, bir elimin parmaklarını ya geçer ya geçmez, olsun o da yeter. Sanki hissetmiş gibi içimin sıkıntısını, “bi yazı okudum, sen de oku ya da dur dinle” deyip aşağıdaki yazının bir bölümünü okuması bana… Tuhaf bir mutluluk…

Suratını asma kaderine.
Gülümse.

Nedir ki seni zavallı yapan? Günlerdir, haftalardır, aylardır, kim bilir
yıllardır bir kendine acımadır tutturmuş gidiyorsun. Ayağına taş değse, ah vah
etmek, kendine acımak için hazır bekliyorsun.

İstediğin bazı şeylerin olmaması mı yürüdüğün yolları sarp, soluduğun havayı
keskin yapan? Nereden biliyorsun neyin şer, neyin hayır olduğunu? Nasıl bu kadar
eminsin? Kendini arıyorsun, ama yanlış yerde. İçinde kendini yitirip gittiğin
yol başka bir yönde.

Ah vah ettiğinde, sızım sızım sızlanıp şikâyet üzerine şikâyet sıraladığında,
dur. Ve bak.

Ayaklarına bak mesela. Ayaklarının nasırına bak. Yürütüldüğün yolların
izlerini gör nasırların çizgilerinde. Yüzüne bak. Bir kedinin gözlerine bak. Bir
yağmur damlasına bak alnına düşüp yüzünden süzülen. Gözlerini alan güneşe bak.
Sabah uyanınca aynada kendine bak.

Bir sabah uyanınca aynada kendine bak; hakkının kendini bir zavallı olarak
görmek olmadığını, yapmak gereken tek bir şey olduğunu düşün. Sonra da kullan o
tek hakkını, sonsuz şükret.

Olmadı, içine bak.

Hüzünlerine bak mesela. Acılarına bak. Bak ki, içine yer etmiş bin bir çeşit
duygunun sana dert değil derman olduğunu gör.

Verilen her nimet sınav olduğu gibi verilmeyenlerin de bir sınav olduğunu bir
kere daha hatırla.

Her ne yaşadıysan veya yaşıyorsan; bil ki, onlar seni ebediyete götürecek
yolu döşeyen taşlardır.

Evlendin, çocuğun mu olmadı? Çocuğun oldu, erkek mi olmadı? Erkek oldu,
otistik mi oldu? Hiç mi evlenemedin? Baban bir kere bile sarılmadı mı sana?
Annenin yüzünü bir kere bile görmedin mi? Baban çekip gitti mi ardına bile
bakmadan? Çocukken başına istenmeyen şeyler mi geldi?

Yine acıma kendine.

Her ne yaşamış olursan ol, kendini zavallı biriymiş gibi görüp kendine ihanet
etme.

Hayatım yanmış bir sayfa diyerekten, için için ağlarken, inlerken duyguların;
yara almadan gitmek mi istersin dünyadan?

Hayatın hüznünü yenmeden nereye?

Ne eksiğin var Allah aşkına? Sana verilmeyen hangi şey, sana bahşedilmiş
hayattan daha büyüktür?

Ağlıyorsun. Kendine. Kendi kendine.

Daha ne istiyorsun sabah güneşi gizlice sızarken odana?

Daha ne istersin? O’nu tanıyorsun.

Daha ne istiyorsun? Ebedi bir hayata namzetsin.

Daha ne isteriz ki? Öleceğiz ve ebedi hayatın kapısını çalacağız eninde
sonunda.

Baksana, bir bardak su verdin annene. Bir başkasının kapısını çaldın.
Sızlanacak ne var? İhanet edecek ne var kendine.

Neden mahrum kaldıysan, kaderindir senin o.

Nefsinin seni bir zavallı gösterme oyununa kanma.

Ne diyor şair Jean-Theodore Brutsch biliyor musun? “Kahraman olman/Savaşa
soyunmak değildir nefretle…/Kahraman olmak/Sürüklemek değildir açgözlü
yığınları/Görkemli ölümlere…/Kahraman olmak/Gülümsemesini/Ve umudunu
korumasını bilmektir/Hüzünlerin, düş kırıklıklarının/Ve güç koşulların o
tedirgin saatlerinde…/Bunu namus sözü edinmektir!”

Kahraman ol.

Kaderine gülümse.

Kahraman ol.

Her ne yaşarsan yaşa, kendine acıma.”

Mustafa Ulusoy

Reklamlar

About zehrasunay

1979 doğumlu, evli ve iki kız çocuğu annesi, Niğde-Bor'da yaşayan bir bilgisayar öğretmeni. https://zehrasunay.wordpress.com
Bu yazı Havadan Sudan, İzdüşüm içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

One Response to Kendine Acımak

  1. Betül dedi ki:

    çook güzel bir yazı,ilaç gibi geldi şu günlerde …

Siz de bir şeyler yazmaz mısınız?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s