Bu Şehir

İnsan yazamayınca ne yapar, tozlu yazıları kurcalar, ve çıkarır 🙂 Sanırım 4 ya da 5 yıl öncesine ait bir karalamaca…

“Saat yeni güne dakika sayarken, 120 Km ile gitmekte olan bir aracın arka
koltuğunda, elim “gülümseyiş”imin saçlarını okşamakta. O ise dizlerimde mışıl
mışıl uyumakta… İşte şehrimin ışıkları göründü ötelerde…Çocukluğum, ilk
gençliğim ve belki de son gençliğim; şehrim…Bu şehir demek sek sek oynadığım altıgen kaldırım taşlarında, 28inde ömrümün yeniden yürümek demek, içimden gelen zıplama isteğini zar zor frenlemek demek.Eski mahallelerinde, buz gibi akan kaynak sularının biriktiği havuzlara çıplak ayak dalmak demek. Eve geldiğinde ağrıyan karnına sobada ısınmış mermer taş parçasının annenin elleriyle konulması demek. Elde yıkadığı çamaşırları, terli terli balkona asarken tutulan sırt ağrılarını ağlayarak geçiren annene üzülmek demek, yorganı başına çekip, dizlerin burnunda “Annem ölmesin” diyerek ağlamak demek… Sonra o yorganı açıp, Neden ağlıyorsun Fatma” sorusuna, boynuna sımsıkı sarılarak “Sen ölme noolur anne” diyerek hıçkırmak demek… Ellerinin başını okşaması demek, O’nun da ağlaması ve “Neden öleyim kızım, üzülme ölmiycem” demesine inanmak demek…İlkokul sıralarında sınıfın en gözde üç kızından biri olmak, yine de pamuk elli öğretmenin diğer iki kızın saçlarını okşamasını için için kıskanmak demek.
28inde öğretmenler gününde pamuk ellinin kapısına varıp, geçen onca yılı
zihninden silmişcesine “Öğretmenler gününüz kutlu olsun” diyerek öpebilmek
demek. Ve hala 20 yıl önceki gibi koktuğunu hissetmek demek…Lise son sınıfta boş geçen derslerin birinde, sınıfta tek başına kaldığın o an, platonik aşkının
defterini karıştırmak ve birden bire açılan kapıda göz göze gelip utanmak
demek…28inde aynı sınıfta sınav gözetmenliği yaparken o anı yeniden yaşamak ve gülümseyebilmek demek bu şehir.Elektrik direklerinde belediyenin anons hoparlörleri demek bu şehir, aranan kanlar demek, kaybolan ve bulunan beyaz gömlekli, kırmızı şortlu 5 yaşlarında bebeler demek :)Akşam sefaları demek bu şehir asla hanımelleri demek değil…Soğuk kış gecelerinde babanla kızak yapmak demek karlar üstünde, ve kestane kızartmak demek eve dönüşte…İçinde yaşayan tüm insanlara rağmen, sevmek demek bu şehir…Çocukluğum demek… İlk gençliğim demek… Ve belki de son gençliğim demek…”

Reklamlar

About zehrasunay

1979 doğumlu, evli ve iki kız çocuğu annesi, Niğde-Bor'da yaşayan bir bilgisayar öğretmeni. https://zehrasunay.wordpress.com
Bu yazı Havadan Sudan, İzdüşüm içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Siz de bir şeyler yazmaz mısınız?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s