Kitap Tanıtımı #33 Kürk Mantolu Madonna

KÜRK MANTOLU MADONNA

Yazar: Sebahattin ALİ

Kitaptan önce biraz yazardan bahsetmeliyim sanırım. 1907-1948 yılları arasında yaşamış trajik bir hayat hikayesine sahip. Öğretmenlik yaparken Milli Eğitim tarafından Almanya’ya gönderiliyor, döndükten sonra Milli Eğitim bünyesinde çevirmenlik dahil farklı görevlerde bulunuyor. Bu sırada yazıyor da; şiirler, hikayeler, romanlar… Yazılarından biri nedeniyle 1948 yılında mahkum ediliyor ve Bulgaristan’a kaçmak üzereyken öldürülüyor.

Kitaba gelecek olursak, tek kelimeyle harika diyebilirim. İlk basımı 1943 yılında yapılmış aradan geçen yaklaşık 60 yılın sonunda Yapı Kredi Yayınları tarafından 1998 yılında tekrar basılmış. Orjinal şekliyle yeniden basılan kitabın sadeleştirilmemiş olması ise ayrı bir lezzet bırakıyor insanda. Tatile giderken yolda bitirdim o derece sürükleyici… Ve sanırım arasıra açılıp yeniden karıştırılacak cinsten.

Kitap iki bölümden oluşuyor, birinci bölümde son derece sade ve işsiz bir insanın bir dairede memuriyete başlamasını ve orada tanıştığı oda arkadaşı Raif Bey ile kurduğu yakınlığı konu alıyor. Raif bey de son derece sakin bir mizaç çiziyor, öyle ki, yaşadığı haksızlıklara bile tepki vermiyor. Raif Bey’in hastalanması neticesinde, ölüm döşeğindeyken oda arkadaşından çekmecesini boşaltıp getirmesini rica etmesiyle ikinci bölüm başlıyor. Çekmecede bulunan bir anı defteri Raif Bey’in tüm bu garip hallerini bize aktarıyor. Bulundukları zamandan tam 10 yıl öncesini yazmış olduğu deftrede Raif Bey, bir garip ressam olan Maria Puder ile yaşadıkları aşkı, çıkmazlarını ve trajik sonunu hikayeleştirmiş.🙂 Pek de kısa anlatamadım sanırım… O zaman beni en çok etkileyen cümlelerinden başlayarak biraz alıntı aktarayım kitaptan…

“Muhakkak ki bütün insanların birer ruhu vardı, ancak birçoğu bunun farkında değildi ve gene farkında olmadan geldikleri yere gidecekti. Bir ruh ancak bir benzerini bulduğu zaman ve bize, bizim aklımıza, hesaplarımıza danışmaya lüzum bile görmeden, meydana çıkıyordu… Biz ancak o zaman sahiden yaşamaya -ruhumuzla yaşamaya- başlıyorduk. O zaman bütün tereddütler, hicaplar bir tarafa bırakılıyor, ruhlar birbiriyle kucaklaşmak için, herşeyi çiğneyerek, birbirine koşuyordu”

“..ruhlarımız için en lüzumlu, en kıymetli olan şeyleri birbirimizde bulduktan sonra diğer teferruatı görmemezlikten gelmek, daha doğrusu büyük bir hakikat için küçük hakikatları feda etmek, daha insanca ve daha insaflı olmaz mıydı?”

“”..bu akşam anladım ki, bir insan diğer bir insana bazan hayata bağlandığından çok daha kuvvetli bağlarla sarılabilirmiş. Gene bu akşam anladım ki, onu kaybettikten sonra, ben dünyada ancak kof bir ceviz tanesi gibi yuvarlanıp sürüklenebilirim.”

“Kendisinden daha dün ayrılmış gibi taze bir hasret duydum. Kaybedilen en kiymetli eşyanın, servetin, her türlü dünya saadetinin acısı zamanla unutuluyor. Yalnız kaçırılan fırsatlar asla akıldan çıkmıyor ve her hatırlayışta insanın içini sızlatıyor.
Bunun sebebi herhalde, ‘bu böyle olmayabilirdi!’ düşüncesi, yoksa insan mukadder telakki ettiği şeyleri kabule her zaman hazır.”

“Bu yaşıma kadar mevcudiyetinden bile haberim olmayan bir insanın vücudu birdenbire benim için nasıl bir ihtiyaç olabilirdi? Fakat hep böyle değil midir? Birçok şeylere ihtiyacımızı ancak onları görüp tanıdıktan sonra keşfetmez miyiz?”

“Her gün, daima öğleden sonra oraya gidiyor, koridorlardaki resimlere bakıyormuş gibi ağır ağır, fakat büyük bir sabırsızlıkla asıl hedefine varmak isteyen adımlarımı zorla zapt ederek geziniyor; rastgele gözüme çarpmış gibi önünde durduğum ‘kürk mantolu madonna’yı seyre dalıyor, ta kapılar kapanıncaya kadar orada bekliyordum.” kimi tutkular rehberimiz olur yaşam boyunca. Kollarıyla bizi sarar. Sorgulamadan peşlerinden gideriz ve hiç pişman olmayacağımızı biliriz. Yapıtlarında insanların görünmeyen yüzlerini ortaya çıkaran sabahattin ali, bu kitabında güçlü bir tutkunun resmini çiziyor. Düzenin sildiği kişiliklere, yaşamın uçuculuğuna ve aşkın olanaksızlığına (?) dair, yanıtlanması zor sorular soruyor. (arka kapak)”

About zehrasunay

1979 doğumlu, evli ve iki kız çocuğu annesi, Niğde-Bor'da yaşayan bir bilgisayar öğretmeni. https://zehrasunay.wordpress.com
Bu yazı Okudukça içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Kitap Tanıtımı #33 Kürk Mantolu Madonna için 2 cevap

  1. Geri bildirim: Akşam oldu hüzünlendim ben yine #blogfırtınası 2 | Karalama Defteri

  2. Syhn dedi ki:

    pek sevdimi teşekkür ederim ^^

Siz de bir şeyler yazmaz mısınız?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s