Deniz

Bir zamanlar küçük bir atölyemiz vardı, sanırım 10 kişi kadardık. Belki de içlerinde en yeteneksizi bendim. 🙂 Her hafta bir kelime belirleyip kalemimiz döndüğünce onun etrafında yazmaya çabalardık. Neden sonra koptum gruptan, irtibatımız da kesildi. Dün hatırlayıp geçmişi kurcalarken 2008’in Mayıs’ından bir yazı buldum. Okurken sevdim, sanki bir başkası yazmış gibi…

“Kadıköy sahilinde, oturduğu bankta gözlerini kısmış, gelip giden vapurları,
tekneleri, motorları sayarken bir yandan da elindeki simiti parçalayarak o
ürkütücü sesli, memleketinde olmayan, güzel olmalarının yanında bir o kadar da
çirkin gelen, adına martı denilen devasa kuşlara fırlatıyordu. Bu alışagelmediği
yosun kokusu genzini tırmalarken, dalgaların rıhtımı döven sesi ve martı
çığlıklarına karışan seyyar satıcı gürültüleri bile onu içinde bulunduğu düşünce
aleminden çıkaramıyordu. Elindeki simitin son parçasını da atıp, o çirkin sesli
kuşların havada kapmasını hayretle izledikten sonra, başını geriye doğru
yaslayıp bu kez de gökyüzünü seyre daldı. Ne acaip bir memleketti burası?
Sürekli öteye beriye koşturan insanlardı belki içini karartan; kimse sakin
değildi sanki burada. Kimsenin derdi yoktu ya da çoktu…
Mayıs ayının son
Cumartesi almıştı haberi, almıştı da kalkıp buralara kadar
gelmişti;
“Sevgili babacığım, biliyorum bana çok kızacaksınız. Bu şehirde
doğmadım, bu şehirde büyümedim. Ama bu şehirde sevdim ve bu şehirde evleniyorum.
13 Haziran günü saat 18:00 de Kadıköy evlendirme dairesinde nikahım var. Yanımda
olmanız beni mutlu eder. Sevgilerimle…”

Saatine baktı, 17:00.
Kızıyla arasındaki mesafenin karşı kıyıyla burası arasından çok daha fazla,
içindeki kırgınlığın ise bu yosun kokulu pis denizden çok daha derin olduğunu
bir kez daha fark ederek, derin bir nefes aldı. 22 yıl sonra ikinci kez yine bir
kadın tarafından terk edildiğini hissederek ayağa kalktı “Aynı annesi….” dedi ve
belki de son kez her şeye rağmen babalık görevini yapmak üzere yola koyuldu…
Deniz gözlerinden süzülen iki damla yaşa aldırmadan bir de türkü
tutturdu;
“Kuzum İstanbul’u mesken mi tuttu
Gitti de gelmedi, beni
unuttu aman””

Reklamlar

About zehrasunay

1979 doğumlu, evli ve iki kız çocuğu annesi, Niğde-Bor'da yaşayan bir bilgisayar öğretmeni. https://zehrasunay.wordpress.com
Bu yazı Uncategorized, İzdüşüm içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Siz de bir şeyler yazmaz mısınız?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s