Mısır'da 4 gün-1

  • Uçuş Egyptair ile yapılıyor, yemekler bizim damak zevkimize hitap etmiyor, 4 uçuşun sadece biri 2 saatlik rötarlı diğerleri zamanında.
  • Havaalanında rehberle buluşup otelin yolunu tutuyoruz, sağlı sollu viraneler görüyoruz Kahire’ye girişte, buraya ölüler şehri deniyormuş, mezar evler… Mısır’da ölüler ailelere ait mezarlıktaki tek katlı evlerin mahzenine gömülüyor ve yıl dönümlerinde orda yemek verilip dua okutuluyormuş… Normalde burası mezarlık ve evler boşmuş fakat deprem sonrası fakir halk bu boş mezar evlere kaçak yerleşmiş, şimdi normal ama sefalet içinde bir hayat sürüyorlarmış bu mezar evlerde.
  • Binalar son derece kötü görünüme sahip, nerdeyse hepsi kahverengi ve boyasız, sebebinin kum fırtınaları olduğunu söylüyor Nadya(rehber) ve ekliyor “en iyi boyayı bile vursak tutmuyor” 🙂
  • Trafik ışığı yok, arabalar külüstür ötesi bizim Murat 131 e benzer çok fazla araba var, kadınlar da kullanabiliyor. Trafik ışığı olmamasına rağmen kaza oranı düşük çünkü sizdeki gibi alkollü çıkan az yola diyor rehber 🙂
  • Otel oldukça güzel, yemekler güzel ama damak zevkimize uyan tat bulmak güç. Otelde bizimle aynı zaman diliminde Nijerya, Kongo ve Togo futbol takımları kamp yapıyor. Havuzu güzel ve temiz, görevliler nazik ve güleryüzlü.
  • Piramitler gezisi var ertesi gün, otelden göründüğü kadar küçük değiller, insanın aklı almıyor kocaman taşların çöle nasıl getirilip çimento kullanılmadan yapıldığına bu yapıların. Nil nehrinde taşınmış kayalar deniyor ama mantıklı gelmiyor. Bütün bu koca piramtlerin içerisinde sadece bir firavunun mumyasının yatması için yapıldığını anlamak güç. Adamların işi gücü yok tahta geldiklerinde başlıyorlar mezarlarını yaptırmaya 🙂 Her büyük pramidin yanında iki de küçüğü var bunlarda da sevdiği bayanlar yatıyor büyük piramitte yatan firavunun… Şimdiye kadar  Tutan Kamun adında bir firavunun piramidi yağmalanmadan açılmış ve içersinde bulunanların tamamı kaybolmadan müzeye taşınmış.
  • Panaroma denen bir mevkiye çıkıyoruz, yüksekte bir alan. Parmaklarınızı piramitlerin üstüne tutun fotoğraf çektirin diyor rehber söz dinliyoruz :)Komik göründüğümüzün farkındayız ama etraftaki herkes aynı 🙂
  • Çıkışta parfüm satan bir dükkana götürüyor bizi rehber ve kandırılıyoruz 🙂 Siz siz olun Mısır’a gidip sakın ha sakın parfüm satın almayın. Yalnız ikram edilen soğuk kalkale çayı güzel.
  • Kahire’deki müzenin yolunu tutuyoruz. Bahçede nefis nilüferler var. İçeriye girerken fotoğraf makinaları ve kameraları bırakıyoruz, fotoğraf çekerken yakalanırsak işin büyükelçiye kadar varacağını söylüyor rehber, inanmış gibi yapıyoruz. İçeride harika şeyler var gezerken aklımda hep Nazan’ın “Cam ırmağı taş gemi” si var.  8 yaşında tahta gelip 18 yaşında ölen Tutan Kamun’un takıları eşyaları altın tahtları, terlikleri vs. büyüleyici. Hatta onun nazarlığının figüründen bir kolye de ben alıyorum dönüşte. “Akhenaton” isimli tek Allah’a inanan firavunun devasa heykelleri hala gözümün önünde, tabutunun süslemeleri, rahipler tarafından öldürülmesi vs. Çok fazla görsel malzeme var ama bizim makinalarımız yanımızda değil.
  • Müze sonrası Han Halil çarşısı var gazei planında, bol bol süs eşyası ve  baharat mevcut çarşıda. Bizim Türk olduğumuzu anlayan esnaf hemen “Yavaş yavaş Hasan Şaş” diye sesleniyor 🙂 Çözemiyoruz ama Hasan Şaş ve Abdullah Gül’ü tanıyorlar ilk etapta bir de eşime “Muhannet” diye sesleniyorlar 🙂 Meğer orda Türk dizisi Gümüş yayınlanılmış ve çok tutulmuş Kıvanç Tatlıtuğ’un ismi de Muhannet imiş, bizimki de sarışın olunca benzetiyorlar demek. Çarşının ortasında Nobel ödüllü yazar Necip Mahfuz’un ismini taşıyan bir kafe mevcut, kendisi buraya gelip yazarmış zaman zaman, oraya da uğruyoruz.
  • İmam Hüseyin Camiisini ziyaret ediyoruz, Hz. Hüseyin’in kesik başının bulunduğu türbeyi de görüyoruz camii içerisinde. Cami namaz saatinde tıklım tıklım kadınlar bölümünde bile yer bulmak zor, temizlik anlayışı farklı yiyip içip kırıntılarını yere dökebiliyorlar camide, kediler geziniyor içeride kimse seslenmiyor. Rehber ayakkabılarınızı girişte bırakmayın diyor ama kapıda görevli ısrarla alıp rafa koyuyor 🙂 Çıkışta da bahşiş istiyor. Bahşiş isteme olayı Mısır’da çok yaygın.
  • El-Ezher camiisi var sırada burası bütün diğer camiler gibi açık bir avludan oluşuyor. Kar yağmur derdi olmadığı için üstlerini kapama gereği duymuyorlar. Çevresindeki kapalı alanda sütunlarda hoca sohbetleri ya da dersleri mevcut dinleyen insanlar görüyoruz. Fatımiler zamanında yapılmış bu camii ve ardından El-Ezher üniversitesi açılmış.
  • Artık benim de var :))

Reklamlar

About zehrasunay

1979 doğumlu, evli ve iki kız çocuğu annesi, Niğde-Bor'da yaşayan bir bilgisayar öğretmeni. https://zehrasunay.wordpress.com
Bu yazı Gezdikçe içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

3 Responses to Mısır'da 4 gün-1

  1. semra dedi ki:

    Kolye çok güzelmiş hakikaten..

  2. zehrasunay dedi ki:

    teşekkürler 🙂

  3. Geri bildirim: Mısır’da 4 gün-2 « Karalama Defteri

Siz de bir şeyler yazmaz mısınız?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s