Ne yapıyor muşum ki ben bu sıralar?

Eskiden ara sıra yazarmışım ben böyle günlük tarzı şeyler… Hatta kızım için bile yazmışım uzunca bir süre. Belki sıkılmışım sonra, belki başka bir neden ama bırakmışım işte. Yine canım çekti bak yazmak istedim, kime ne esasında benim ne yaptığımdan ama sonradan okumak keyifli oluyormuş, az önce biraz okuyunca anladım, hadi bi kez daha dedim ve…. 

Öncelikle formatörlük oyununa devam etmekteyim, sabah 8 sularında girdiğim okuldan akşam 5 sularında ayrılmaktayım. Yalnız bir değişiklikle; artık 17 saat dersim var. Az da değil hani 🙂 Yalnız sıkılıyorum artık okuldan, rutine döndü işler. İnsanları tanıdım, kimin nerde ne tepki vereceğini öğrendim, sevdim, sevildim, bazen de sevilmedim… Ama ne gâm 🙂 Zaten Allah sevdiriyorsa da var bir sebebi, sevdirmiyorsa da… Her şeyde var bir hikmet.  Eskisi gibi takıntılarım yok o, bu, şu beni sevsin gibi.

Sabah maceralarımız renkli renkli devam etmekte. Ben hazırlanma zamanımı eskiye nazaran kısalttım gibi, gurur duyuyorum bu konuda kendimle, onu da araya sıkıştırayım. Yalnız Elif benim yerimi aldı, örneğin bu gün tam 45 dakika çorap giydi 🙂 Abartmıyorum. Önce giydi, “bunun dikişi rahatsız etti” dedi, “değiştir” dedim, değiştirdi, “bunun dikişi değilmiş çamaşrınkiymiş” dedi, sonra tek ayağını çıkarıp diğerini çıkartmadan iç çamaşırı değiştirme akrobasisine girişti, uzun uğraşlar sonucunda başardı. Sonra esasında çorabını ters giydiğini farketti, çıkardı yeniden giydi, bu kez aynaya yöneldi, anasınıfındaki bir arkadaşının ismini söyleyip, “o hiç lila çorap giymez ben de giymem bunu” diyerek ağlamaya başadı. Şimdi gülüyorum ama sabah yetişme telaşıyla pek komik olmuyor bunlar… Neticede bir şekilde ikna oldu ve sofraya oturdu. Sofra dediysem, okul öncesi sadece süt içiyor hanım, başka da bişey yemiyor. Ben bu aralar kilo-göbek ikilisiyle bozuk olduğumdan sebep, yeşil çaya dadanma girişimlerinde bulundum. Pek sevmedim tadını esasında ama içtim mi evet. Bi de çayı artık iki şekerli içmiyorum sevgili günlük :)) Aferin bana.

Ahmet Ümit’in Bab-ı Esrar’ını okuyorum bu aralar, bir de örgü örüyorum harıl harıl. Yetişmesi gereken bir durumu var çünkü. Arkadaşımın kuzusuna yelek ördüm hem biliyor musun, kendi kızıma da ördüm bi de, bak becerikli oluyorum ben. Hem artık daha güzel yemekler de yapabiliyorum üstelik. Yaşlanıyor muyum nedir, uyku sorunum da var bir kaç zamandır… Geceleri uyuyamıyorum. Yatmıyorum değil, yatsam da uyuyamıyorum.

Dizilerle başım dertte, evet; Ezel, Canım Ailem, Ak ve Ceza, Melekler Korusun. Çok fazla di mi evet ama örgü örerken iyi gidiyor.

Friendfeed diye bi site var onda çok vakit harcıyorum, sadece kafa dağıtmak için girdiğim doğru, ama eğlenceli ve öğretici olduğu noktaları da atlamamam gerek. Sosyalleştim ben sevgili günlük, bildiğin gibi değil 🙂 Sosyal paylaşım ağı deniyor bu tarz sitelere. Ha bir de Twitter var orası ünlü isimlerle dolu, bazen onları da okuduğum oluyor, şaşırıyorum yazdıklarına kimi zaman, bazıları düşüveriyor insanın gözünden, bazılarını seviyorsun garip bir yer. Üstelik Gülben Ergen ve Hülya Avşar ikilisi ile muhabbette bile bulundum. Damarlarına basmak gerekiyor yalnız cevap alabilmek için :)))

Bir sukunet var şükür üzerimde, hani sevgi dolu bakabiliyorum çevreme, neşeli sayılmasam da ağladığım da yok çok şükür…

Bir iki durum var düzeltmem gereken, ailevi sorunlar. Sırtımı döndüklerim var, kırgınlıklarımı unutamadıklarım hani… Bir türlü içimden atamadıklarım. Cesaretimi toplayıp hiç birşey olmamış gibi aramam gerek, ama karşı taarftan çekiniyorum… Mona İslam diye bi yazar okudum bi sitede bu gün. Allah’ın biz nasıl bilirsek öyle muamele edeceği yazıyordu, ya da nasıl davranırsak… Biz sırtımızı dönmüşsek, affedemiyorsak O da bize sırtını döner, affedici olmaz, gibi şeyler yazmıştı. Mantıklı geldi, ama insanın kendisini yenmesi gerekiyor… Derin nefesler alıyorum, tamam yarın halledeceğim diyorum ama….İnşaallah bakalım

Benden bu kadar şimdilik.

Ha bi de gönül isterdi ki, güzel bir görsel süslesin yazıyı, bizden bişeyler olsun belki… Ama bilgisayar yeniden kurulmuş benden habersiz, bütün resimler uçmuuuuş gitmiş… 😦

Reklamlar

About zehrasunay

1979 doğumlu, evli ve iki kız çocuğu annesi, Niğde-Bor'da yaşayan bir bilgisayar öğretmeni. https://zehrasunay.wordpress.com
Bu yazı İzdüşüm içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

5 Responses to Ne yapıyor muşum ki ben bu sıralar?

  1. Kubi$ dedi ki:

    tü tü tüü maşallahhhh ;))
    iyi gördüm seni iyi iyi 😉
    o yeşilçayı nasıl içiyosunn ya Fz.. Ben sevemediim gitti.. bögghh 🙂

  2. zehrasunay dedi ki:

    🙂 Birden garip geldi burda tanıdık birinin yorumunu görmek, 40 kural da 40 kural bıktım yorum onaylamaktan o yazıya 🙂 şemsi arayan beni buluyor 🙂 Eh işte fena değilim kuzucum, garipir twitterd sürekli gördüğüm seni blogda görünce özlemişim hissine kapıldım:) yeşilçay nane-limonlu olanı anca içebiliyorum, marka vermiyim reklam olmasın 😛 4 kilo fazlam var veriym vedalaşırım kendisiyle… oyy oyy

  3. semra dedi ki:

    Özlemişiz yazılarını..Ben de pek yazmaz oldum ama dediğin gibi sonradan okuyunca güzel oluyor..Yazmak lazım..
    Sağlıcakla kal..

  4. betül dedi ki:

    merhaba fatma, ara sıra giriyorum sayfana, paylaşımların ve yazıların çok güzel doğrusu. Bilmediğimiz bir fatmayla tanışmış oldum bu sayfa ile. görüşmek üzere…begüm ü de öpüyorum:)

    • zehrasunay dedi ki:

      Merhaba Betül 🙂 İlk değilsin bunu söyleyen 🙂 Açık vermiyorum değil mi 🙂 Ben de öpüyorum seni

Siz de bir şeyler yazmaz mısınız?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s