Kitap Tanıtımı #15 Lâ: Sonsuzluk Hecesi

la

LÂ SONSUZLUK HECESİ

Yazar: Nazan Bekiroğlu

Bazı insanlar vardır tanıştırılma sebebinizi ilk anda anlayamazsınız ama bu tesadüfler zincirinin sizi birbirinize yakın hissettirmesiyle ve aranızda doğan muhabbetle yavaş yavaş bu sebebi çözümlemeye başlarsınız. Semra Çelik‘ten bahsediyorum, bir çok ortak noktamız olduğunu birbirimizi tanıdıkça farkettik… Sevdik, sevildik. Ruhunu tekamüle erdirmeye yaklaşmış nadir insanlardan, örnek aldıklarımdan kendisi… Farkında olmasa da üzerimde etkisi büyüktür… Bu kitabı da onun tavsiyesiyle okudum. Çok beğendim, beğenmenin ötesinde, okuduklarımı belki de ilk kez yavaş yavaş da olsa eyleme dökmeye başladım. Geriye dönüp baktığımda alıntılanacak o kadar çok cümle var ki, kitabın tamamını buraya aktarmam gerekebilir 🙂

Nazan Bekiroğlu ile de bu şekilde tanışmış oldum, sırada Yusuf ile Züleyha’sı ve Mor Mürekkep’i var okunacak.

Kitap bizden bahsediyor; ilk insanların yaratılış, aşk, yasak meyve, tövbe, dünya sürgünü, kelimeler kitabı, ilk kan davası, ilk kardeş kavgası ve ilk ölüm…

Özellikle yasak meyveyi yedikten sonra Hz. Adem’in tövbe edişi çok etkileyici ve güzeldi. Ve kitabın en vurucu cümlesi de aşağıdaki alıntının son cümlesiydi… Okumalısınız…

“Öyle bir çığlıkla attı ki kendini Âdem uykusundan,

gerçekte çığlık atıp atmadığını bile bilmedi. Ama iki uyku arasında rüyasının bölündüğü gün gibi gerçekti.

Ve başına bir şey gelmiş gibiydi.

O zamansızlık zamanında, cennet ırmağının kıyısında Âdem onunla göz göze geldi.

Kuşları, tüyleri ürkütmekten korkarcasına elini uzattı yavaşça.

Parmaklarının ucundan dökülen yaseminleri gösterdi.

İçine dolan ses ve ışığa, sevince sarmaşığa, usulca, sen kimsin, dedi.

Bildiğini bir kez daha bilmek, kelimesini bir de ondan duymak istedi.

Ben kadınım, dedi Havva, ama bu benim sıfatım. Adımı henüz bilmiyorum.

Sonra döndü Âdem’e,

aklına bir şey gelmişti.

Sesi, bengisular gibiydi.

Bana, dedi, bir isim ver,

varlığım olsun.

Durdu, aklından yeni bir şey geçti. Bana, dedi, sen isim ver, varlığım senin olsun.

Bana öyle bir isim ver ki senin adının yanında dursun.

Seni anan beni de ansın. Seni hatırlayan beni hatırlamadan olmasın.

Bir “ile” koy aramıza bizi birbirimize bağlasın.”

Kitaptan daha fazla alıntı cmle okumak isterseniz Semra’nın sayfasına bir göz atın derim…

Reklamlar

About zehrasunay

1979 doğumlu, evli ve iki kız çocuğu annesi, Niğde-Bor'da yaşayan bir bilgisayar öğretmeni. https://zehrasunay.wordpress.com
Bu yazı Okudukça içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

3 Responses to Kitap Tanıtımı #15 Lâ: Sonsuzluk Hecesi

  1. semra dedi ki:

    İyi ki tanımışım dediğim insanlardan oldun.Aslında paylaşılabileceklerin çok azını paylaşmışken..Ama hani yakın olsan çok iyi dost olabileceğini bildiğin birini ,sadece tanımış olmaktan bile mutluluk duyarsın ya, işte öyle bir mutluluk benimki..
    Ruhunu tekamüle erdirmeye yaklaşmak? Ahh! derim yalnızca, ahh..Ben ki kalın bir kitabın ilk harfini bile okuyamamışım daha..Ama biliyorum ki o kitapta çok güzel tevafuklar var; senin gibi..
    İyi ki tanıdım seni, iyi ki varsın; yüzünü görmeden rüyalarıma giren güzel kadın..

  2. Geri bildirim: Nazan Bekiroğlu

  3. Tuba dedi ki:

    gercekten harika bir kitap harika bir edebiyat. bende kuzenimin sayesinde tanisdim bu güzel eserle. yurtdisinda yasadigim icin kitaba ulasamadim ama 12. aydaki kitap fuarini dört gözle bekliyorum…….

Siz de bir şeyler yazmaz mısınız?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s