Kitap Tanıtımı #9 Doğunun Limanları

dogununlimanlariDOĞUNUN LİMANLARI

Yazar: Amin Maalouf

Yazar ülkemizde Semerkant isimli kitabıyla popüler olmuş ve tüm eserleri Türkçe’ye çevrilmiştir. Nedense beni Semerkant’tan daha çok etkileyen kitabı Doğunun Limanları olmuştur. 1996 yılında çıkan kitabında yazar, “İsyan” isimli bir karakterin başından geçen trajik olayları anlatır. Seneler sonra İsyan ile bir metroda karşılaşan yazar onu bir savaş tablosunda geminin üzerinde resmedilişinden tanır ve ona hayat hikayesini kendisine anlatması için teklifte bulunur. İsyan’ın sadece 4 günü vardır ve bu dört güne tüm yaşamını sığdırmayı başarır.

İsyan, annesi yahudi, babası Müslüman bir kişidir ve babasının isteğiyle tıp eğitimi almak üzere Avrupa’ya gönderilir. Bu arada olaylar Adana’da başlıyor. Tıp eğitimi alırken bir yahudi kıza aşık olur evlenirler fakat tam da o dönemde israil-Filistin savaşı patlamıştır ve Bağdat ile Hayfa arasına savaş nedeniyle bir set çekilir ve çiftlerin biri bir tarafta diğeri diğer tarafta kalırlar. İsyan ve eşinin bir de bebekleri olur ve senelerce görüşemezler. İsyanın tüm çabaları boşa gider bu çabaları esnasında türlü acılar yaşar, akıl hastahanesinde bile kalır. Kitap tarihi bir roman olmasına karşın acı bir aşk hikayesini de içerisinde barındırır. Keşke daha uzun sürse dediğim sonu biraz havada kalan, hayal gücünüzle mutlu ya da mutsuz sonla noktalandırabileceğiniz gerçek bir hayat hikayesidir. Okumanızı tavsiye ederim.

Kitapta en sevdiğim bölüm;  hayattan bıkan, eşine ve kızına kavuşamayan ve deli diye nitelendirilen İsyan, intihar etmek ister fakat arkadaşı Labo buna engel olur. Labo, şu sözleriyle İsyan’ı hayata bağlar:

“Ölüme son çare olarak bakmalısın. Hiç kimsenin seni alıkoyamayacağını bil. Ama ölüme gidebileceğin için onu yedekte tut; sonuna kadar. Diyelim ki gece bir kâbus gördün. Bunun bir kâbus olduğunu bilirsin ve kurtulmak için başını biraz oynatman yeter. Her şey daha basit, daha dayanılır hâle gelir ve bir bakarsın en korktuğun şeyden zevk alır olmuşsun. Hayat seni korkutuyorsa, içini yakıyorsa, en yakınların çirkin maskeler takmışsa… hayat budur de, ikinci kez çağrılacağın bir oyun olduğunu söyle. Zevk verici ve acı çektirici bir oyun, inanç ve aldatmaca oyunu, maskeler oyunu. Onu sonuna kadar oyna, ister oyuncu olarak, ister izleyici olarak. İzleyici olman daha iyi, içinden kolay çıkarsın. “Son Kurtuluş Çaresi” yaşamama hep yardımcı olmuştur. Elimin altında olduğu için, bu çareye hiç başvurmadım. Ama ahretin direksiyonu elimin altında olmasaydı, kendimi tuzağa düşmüş hisseder ve bir an önce kaçmaya bakardım.”

Reklamlar

About zehrasunay

1979 doğumlu, evli ve iki kız çocuğu annesi, Niğde-Bor'da yaşayan bir bilgisayar öğretmeni. https://zehrasunay.wordpress.com
Bu yazı Okudukça içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Siz de bir şeyler yazmaz mısınız?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s