Katre-i Matem

KATRE-İ MATEM

Yazar: İskender Pala

Öncelikle belirtmeliyim ki, bu kitabı bu kadar geç okuduğuma inanamıyorum. Tek kelime ile harikaydı, elimden bırakamadım desem yeri var.

İskender Pala’nın müzayededen tesadüfen aldığı bir kitapta geçen olayı okuyup bize aktarmasıyla oluşan bir hikaye Katre-i Matem. Müzayeden alınan yazarı meçhul kitabın ismi “yek cinayet şast u şeş sual” ( alltmış altı soruda cinayet). Lale Devri’nin sonları, Patrona Halil isyanı döneminde geçiyor hikaye. Katre-i Matem ise görenleri kendisine hayran bırakan mor bir lalenin ismi.

Kahramanlar, Kara Şahin(Şehzade Ahmet), Nakşıgül, Hörükız, Topaç Yeye, Hafız Çelebi, Bican Efendi…. Lale mevsiminde daha bir anlamlı oldu benim için kitap, parklarda bahçelerde gördüğüm rengarenk lalelere bakıp tarihi bir düşe dalabiliyorum. Sonra düşünüyorum, acaba gerçekte de bir şehzade yaşamış mıydı kimselerin bilmediği? Nakşıgül, Hörükız mıydı mesela? Orjinal kitabın yazarı kimdi? Mesela Hörükız olabilir miydi? Sonra o kaplumbağalar gerçekten de renkli lale yetiştirmede kullanılmışlar mıydı?

Bir de derkenarlar var, bir kısmını Aşkname’den de okuduğum hikayeler, onlar ayrı bir güzellik katmış hikayeye.

Biraz da alıntı eklemeli şimdi…

kalemimi hokkaya bandırdığım şu anda –ki nevşehirli damat ibrahim paşa’yı canından; sultan iii. ahmet’i de tahtından eden cehennemden nişan eylül ihtilali’nin üzerinden henüz iki hafta geçti- şahit olduğum olayları yazıp yazmamakta kararsız sayılırım. bilemiyorum. yazmak gerektiğini düşündüğüm şeyler bir bakıma devlete ait sırları ifşa etmek gibi bir ihanetin ağırlığını da vicdanıma yükleyecek. öte yandan şark’ın kutsal çiçeği laleye dair yorumlarda bulunacak ve belki şükufeciyan esnafını gücendirmiş de olacağım. ama birisi çıkıp yiğit şehzade ahmet’i, aşağılık isyancıların yaptıklarını, cennete benzeyen istanbul’u ve sadabat’ın laleye kattığı zarafeti anlatmazsa bu dahi tarihe ve şehre haksızlık sayılır.

Işığı görüyor musun?
-Şu kaybolmayan ışığı mı?
-Evet…Tıpkı kalbimdeki
sen gibi…
-O ışık gibi ben de kalbinden hiç kaybolmayacak mıyım?
-! ?

…Gerçi her söylenen söz,her gösterilen tavır,içinden çıktığı bir
kalbin elbisesini giyinmiş olurdu.

…Aşk, sevilen için bir “hiç” ise
de,seven için “hep”tir.Eğer ey güzel,sana gücenme gücüm olsaydı,bu duyduklarım
için gücenirdim.Amma bunun için aşkımdan geçecek değilim.

…Bir gerdek
gecesi için alışılmış olmayan her şey bu iki üftade âşığın odasında
söyleşildi,konuşuldu,fısıldaşıldı…Söz ile başlayıp ruh ile sarmaş dolaş olan iki
bedenin bundan daha öte bütünleşmesi ifrat olurdu.İzdivaçtan murat iki bedenin
değil,iki ruhun birleşmesi,uyumu,tamamlanması değil miydi zaten..

-Peki,söyle bakalım,musıki hücresinden gelen santur sesi hangi
makamda?
-Şehnaz makamında hekim efendim..
-Şehnaz’ı bir an olsun unut
Yeye..Aklını bana ver.
-Şehnaz gelince,yıllar önceydi,akıl gitmişti..Şimdi
bir gelip,bir gitmesi hep ondan..
-Makamların geçişleri üzerine konuşalım mı
biraz?
-Bütün geçişlerin Şehnaz’a vardığı,bütün taksimlerin,peşrevlerin
Şehnaz olup dimağımı istila ettiği o günün sarhoşuyum ben..KONUŞMAYA
DEĞİL,GÖRMEYE MUHTACIM..

-Gücenirim ama Yeye..Bir parça aklını başına
topla,azıcık konuşalım.KONUŞALIM Kİ GÖRMEYE KAPI AÇILSIN.

…Hem annesinden dinlediği öykülerde,hem babasından kalan elyazması risalelerde
sevgilinin adının biriyle paylaşılması bahsi anlatılmıyordu.Aşk kitapları böyle
bir bab açmamışlardı.Kitaplara göre bir sır olmalıydı aşk,asla paylaşılmayan bir
sır…Hayır,hayır kendisi Şehnaz’a olan aşkını asla kimseciklerle
paylaşmayacaktı,paylaşmamalıydı.Eğer paylaşırsa içindeki aşkın azalacağından
emindi.Okuduğu kitaplar bütün aşıklara sıkı sıkıya bunu tembih ediyorlardı..
“Aşk ki,ancak sır olarak kalırsa kalpte çoğalırdı.” Böyle demişti annesi bir
seferinde.Eğer iki kişi arasındakiler sır olmaktan çıkarsa,yalnızca dillerde
çoğalır,dostluğun,vefanın değerini düşürürdü…..Şehnaz’la alakalı hiçbir
şeyi,hiçbir kimseyle paylaşmayacaktı.Ta ki aklını yitirmiş veya kendini
kaybetmiş olsun.
Her görenin aşık olduğu,uğrunda aklını kaybettiği bir kız vardı.Yanağı kafur gibi bembeyaz,saçları misk gibi simsiyah.Şeker onun dudağının lezzetini bilseydi,erir yok olurdu. Bu dilber bahçelerde gezinirken oralardan bir derviş geçti.Bir ekmekçinin acıyıp verdiği yarım somunu tutuyordu elinde.O ay yüzlüyü görünce ekmeği elinden düşüverdi.Kız bu hale gülüp geçmişti ama o gülüş,dervişin bedenindeki yarım canı da yere çaldı.O andan itibaren ne gecesi,ne gündüzü kaldı dervişin.Tam yedi yıl yanıp yakıldı,ağlayıp inledi.Kızın mahallesinden hiç ayrılmadı,evinin çevresinde dönüp durdu.Yoksulun bu hali kızın akrabalarını rahatsız etti ve bir gece sessizce ortadan kaldırmayı düşündüler.O dilber biraz insaflıydı,gizlice yoksul dervişi çağırıp”Git buralardan,”dedi,”elde edemeyeceğin bir şey için kapımda bekleme.Canına kast edecekler,durma kaç!”O zaman derviş ağladı ve ilk kez içini döktü kıza: “Bencileyin bin aşıkın canı senin cemaline feda olsun.Ben canımı seni ilk gördüğüm  an kaybetmiştim,şimdi bir can için seni terk eder miyim sanıyorsun?Yalnız meraktayım,madem bana hiç acımayacaktın,neden o zaman gülmüştün!” “A ahmak derviş,”dedi kız,”a hünersiz zavallı,sen hiç kendine bakıyormusun,gülünecek bir suratın var,insan sana bakınca elbette gülesi geliyor.” “Aşk,”diye karşılık verdi derviş,”aşk ,sevilen için bir hiç ise de ,seven için heptir.Eğer, ey güzel,sana gücenme gücüm olsaydı,bu duyduklarım için gücenirdim.Amma bunun için aşkımdan geçecek değilim!” Derviş yedi gece daha oralarda dolandı,sonra onu hiç kimsecikler bir daha göremedi.

About these ads

2 Yorum

Filed under Okudukça

2 responses to “Katre-i Matem

  1. ben de okumuştum bu kitabı çok güzel anlatmışsın eline sağlık :)

  2. irem

    Rica etsem yer ve mekanlarida soylermisim

Siz de bir şeyler yazmaz mısınız?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s