Posted by: zehrasunay on: Haziran 16, 2009

YÛSUF İLE ZÜLEYHA(kalbin üzerinde titreyen hüzün)
Yazar: Nazan Bekiroğlu
Okuduğum ikinci Nazan Bekiroğlu kitabı. Lâ’dan sonra okumuş olmama rağmen daha çok beğendim sanki, öyle güzel anlatmış ki o bildiğimiz Hz. Yusuf Peygamberin kıssasını. Belki de ilk kez Züleyhanın hislerini ve aşkını da okudum ve düşündüm bu kitap sayesinde hikayede…
Diğer kitaplarını da en kısa zamanda okuyacağım… Kitaptan bir kaç alıntı yapalım. Zira; Nazan hanımın cümleleri yanında benim cümlelerim çok sönük kalacak…
Kurt konuşuyor;
Sözünün bu kısmına gelince kurt, nemli gözlerinden boncuk gibi yaşlar dökülmeye başladı. Gri tüylerle kaplı göğsü, ön ayakları ıslandı. Bir ah çekti derinden derine. Islak burnu daha bir daha ıslandı. Ve devam etti:
Ben şimdi adımı nasıl temize çıkarayım, alnıma sürülen bu kapkara lekeyi neyle, nasıl yıkayayım? Öyle bir leke ki değil bana, yeter kıyametin kopacağı güne değin gelip geçecek tüm torunlarıma.
Tek muradım, bütün yaratılmışların sahibi olan Tanrım, bu ayıpla yaşatmasın beni. Ya alsın yeni doğmuş bütün kurt yavrularıyla birlikte canımı, kurt neslinin dalı yaprağı burada kesilsin, ya da adım temize çıksın.” (Arka Kapak)
Züleyha’nın aşka düşmüş halleri;
“Yûsuf’un aşkıyla Züleyha öyle bir hale girdi ki artık herşey ona Yûsuf demekti ve Yûsuf’a yakınlığı nisbetinde muteberdi.
Bundan sonra, dedi Züleyha, nasıl eskisi gibi konuşur, eskisi gibi güler ve ağlarım? Nasıl aynı ağaç olur artık aynı olmayan ağaç, benim kalbimin üzerinden Yûsuf geçmişken?
Nasıl eskisi gibi görünür evren gözüme hiçbir vasfı artık eski vasıflarının hiçbirine benzemiyorken?
Dilim Yûsuf’un adından başka bir sözcük telâffuz edemiyorken, kuştan, ağaçtan, sudan nasıl söz açarım?
Kuş diyorsam, Yûsuf demek istiyorumdur.Ağaç da Yûsuf demektir.Su, Yûsuf’un ta kendisi.Nasıl olur da Yûsuf olmayan bir ismi ağzıma alırım?”
“Oysa sevmek, en fazla, neyi sevdiğini fark etmek demektir ve seven biraz da neyi sevdiğini bilendir.
Çünkü ışığın kaynağı tektir ve kim aydınlığının kendinden menkul olduğunu iddia edebilir?
Her aşk O’na çıkar sonunda, O’ndan başkasını sevmek imkânsız gibidir. Seven neyi sevdiğini bilse de bu böyledir, bilmese de bu böyledir.
Bu yüzden değil mi ki kendini kaybetmek gibi görünen aşk, aslında kendini bilmek. İstese de insan O’ndan özgeyi sevme şansı yok. Şans sözcüğü yok lügatlerde bundan böyle. O’ndan özgeyi sevme ihtimali yok. Ve neyi sevdiğini bilenle bilmeyen arasındaki fark sadece bilmenin bilincinden ibaret.
Küçük bir biliş farkı.
Mülk gibi aşk da Allah’tan.
Ruhun da O, kalbin de O, aklın da O.
Tenin de O, canın da O, cismin de O.
Ve aradan perdeleri kaldırarak O’nu bilmek olarak tanımlanan şey, bu seyr ü sefer, sadece O’nu bilmeyi bilmenin sancısından ibaret.
Sevginin yanılgısı yok. Yanlış olan neyi sevdiğini bilmemek ve yolu yanlış çizmek. Hangi kaynaktan geldiğini suyun, hangi dağın üstünden döküldüğünü aydınlığın, bilmemek. Bilmemek yanlış kılar sevgiyi.
Züleyha ki Yûsuf’u sevdi. İbtida, neyi ve kimi sevdiğini bilmedi. Sonra aşkın kaynağını bildi, Yûsuf’u değil, Yûsuf’ta tecellâ eden nuru sevdiğini fark etti. Yûsuf da, ki rüyasında güneş, ay ve on bir yıldız ona secde etmişti, bir kuyuya atılmış ve kendisine zindanda rüya yorumu verilmişti, önce aşkın kaynağını bildi sonra nurun Züleyha sûretinde tecellâ ettiğini fark etti. Biri sûretten nura yükselirken diğeri nurun sûrette tecellâ ettiğini idrak etti.
İşte bütün hikâye: Kim düştü kuyuya, Yûsuf mu, Yakub mu, Züleyha mı? Zindan kimin kader, Yûsuf’un mu, Yakub’un mu, yoksa Züleyha’nın mı? Yûsuf, Yakub ve Züleyha yok aslında. Hepsi bir, hepsi O bir, hepsi tek bir.”
Beğeneceğini biliyordum FZ’m.Ne kadar kitap okursam okuyayım yeri başka olacak bende.İdrakına vardıran, birşeyleri ateşleyip başlatan..
Nur’un da önerdiği gibi Timaş’ın diğer aşk klasiklerini de okumalısın.Ama benim için ille de “Yusuf ile Züleyha”, hiçbiri onun kadar yer etmedi ruhumda.
Oysa sevmek, en fazla, neyi sevdiğini fark etmek demektir ve seven biraz da neyi sevdiğini bilendir.
Zehra bunlar ne kadar güzel sözler… Valla iyi ki girmişim bloguna
Kendimi buldum sanki…. Artık abonen oldum haberin olsun sık sık ziyarette bulunacağım inşallah .. Kitap okumayı nasıl özlediğimi farkettim yaa…
Haziran 17, 2009 9:21 am
Timaş’tan tüm aşk klasiklerini iki yıl önce aldım ve bir ay içinde okudum Yusuf ile Zuleyha onların ikincisi idi ..
Bir ayda okuduğum kitapların etkisi bir yılda geçmedi üstümden hatta arttı hep demişimdir milat eserler diye..
Şimdi sizin içinde hiçbir şey bu kitaplardan öncesi gibi olmayacak , okumak , içmek ,içtiğine kanabilmek umudu ile..